Karar metni
Kaynak sistemin yayımladığı resmî özet. Kararın tam metni değildir.
İptal Davasının Konusu: : 18/1/1984 günlü, 2972 sayılı "Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun"un 2, 11, 14, 23, 35, Geçici 3, Geçici 5. ve Geçici 7. maddelerinde yer alan kimi hükümlerin Anayasa'nın 2, 10, 13, 31, 67/1-2, 68/2. ve 91/1-2. maddelerine aykırı olduğu öne sürülerek iptaline karar verilmesi istenmiştir. II - YASA METİNLERİ : 18/1/1984 günlü, 2972 sayılı Kanunun iptali istenilen hükümlerini içeren maddeleri şöyledir : "MADDE 2 - Mahalli idareler seçimleri serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. İl genel meclisi ve belediye meclisi üyelikleri için yapılan seçimlerde, onda birlik baraj uygulamalı nispi temsil sistemi, belediye başkanlığı seçiminde ise çoğunluk sistemi uygulanır" "MADDE 11 - Herhangi bir sebeple, eksik aday göstermiş olan siyasi partilerin ilçe başkanlıklarına; ilçe seçim kurulu tarafından bu eksiğin tamamlanması gereği tebliğ olunur. İlgili parti teşkilatı, bu tebliğden itibaren beş gün içinde aday listesini tamamlayamazsa, o parti o seçim çevresinden, eksik liste ile ilgili, seçime katılamaz. Siyasi partilerin merkez karar ve yönetim kurulları; süreyi geçirmemek amacı ile eksik listeyi tamamlama yetkisini önceden ilçe idare kurallarına verebilir" MADDE 14 - Adaylıkların geçici olarak ilanından itibaren iki gün içinde ilçe seçim kuruluna itiraz edilebilir. İtirazlar, ilçe seçim kurulunca en geç iki gün içinde karara bağlanır. İlgililer kararlara kaşı iki gün içinde, il seçim kuruluna itiraz edebilirler. İl seçim kurulu bu itirazları en çok iki gün içinde kesin olarak karara bağlar. Siyasi partilerin aday listelerinde, yapılan itirazlar üzerine eksiklik husule geldiği takdirde, ilçe seçim kurulunun tebliğinden itibaren beş gün içinde bu eksiklikler tamamlanır. Aksi takdirde siyasi partiler o seçim çevresinde listelerinin eksik kaldığı seçime katılma hakkını kaybederler" "MADDE 23 - a) Siyasi partilerin ve bağımsız adayların elde ettikleri il genel meclisi ve belediye meclisi asıl üye sayısı aşağıdaki şekilde hesaplanır : Bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oy toplamının onda birine tekabül eden sayı, bütün partilerin ve bağımsız adayların aldıkları oy sayısından ayrı ayrı çıkarılır. Bu çıkarmadan sonra geriye oyu kalmayan siyasi partiler ve bağımsız adaylar üye tahsisinde hesaba katılmaz. Yapılan çıkarmadan sonra geriye oyu kalan siyasi partilerin ve bağımsız adayların isimleri alt alta, kalan oyları da hizalarına yazılır. Bu sayılar önce bire, sonra ikiye, sonra üçe şeklinde devam edilmek suretiyle o seçim çevresinin çıkaracağı asıl üye sayısına ulaşıncaya kadar bölünür. Elde edilen paylar, siyasi parti ayırımı yapılmaksızın en büyükten en küçüğe doğru sıralanır. Belediye ve il genel meclisi üye tamsayısı kadar üyelikler, bu payların sahibi olan siyasi partilere ve bağımsız adaylara, sayıların büyüklük sırasına göre tahsis olunur. Son kalan asıl üyelikler için birbirine eşit rakamlar bulunduğu takdirde bunlar, aralarında ad çekmek suretiyle, tahsis yapılır. b) Siyasi parti adaylarından seçilenler aşağıdaki şekilde tespit edilir : İlçe seçim kuruluna verilen aday listesindeki sıra, seçimlerde siyasi partilerin kazandıkları il genel veya belediye meclisi asıl üyeliklerinin tespitine esas olur. Büyük şehir belediye başkanlığını kazananlara il seçim kurulları, diğer kazananlara ilçe seçim kurulları tarafından tutanakları verilir. İl seçim kurulu başkanı büyük şehir belediye başkanlığına seçileni, ilçe seçim kurulu başkanı da belediye başkanlığı, belediye meclis üyelikleri ve il genel meclis üyeliklerine seçilenleri gösteren tutanağın bir suretini o seçim çevresinde derhal alışılmış usullerle ilan ettirir, bir suretini de bir hafta süre ile seçim kurulu kapısına astırır. c) Yedek üyelikler için de (a) ve (b) bentleri hükümleri uygulanır. Siyasi partilerin kazandıkları yedek üyeler, asıl üyeliğe seçilenlerden sonra gelen isimden itibaren sıra ile tespit olunur" "MADDE 35 - Mahalli idareler seçimlerinde propaganda 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümlerine Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun dairesinde serbesttir. Ancak 298 sayılı Kanunun 52-55 inci maddeleri ile düzenlenen radyo ve televizyonda propagandaya ilişkin hükümleri, 52 nci maddenin son bendi hariç, bu seçimlerde uygulanmaz" "GEÇİCİ MADDE 3 - Bu Kanun yürürlüğe girdikten sonra, yapılacak ilk mahalli idareler seçimlerinde, siyasi partilerin aday tespiti için ön seçim yapılmaz. Bu seçime mahsus olmak üzere siyasi partiler, adaylarını aşağıdaki usullere göre tespit ederler : Büyük şehir belediye başkanı adayları siyasi partilerin genel merkez karar ve yönetim kurullarınca tespit edilir. İllerde : İl merkezi belediye başkanı ile belediye meclisi üyeleri, merkez ilçe beldelerinin belediye başkanları ile belediye meclisi üyeleri; merkez ilçeye isabet eden, il genel meclisi üyeleri adaylarını, siyasi partilerin il ve merkez ilçe idare kurulları birlikte toplanarak; İlçelerde : İlçe belediye başkanı ile belediye meclisi üyeleri; ilçe beldelerinin belediye başkanları ile belediye meclis üyeleri; ilçe seçim çevresine isabet eden il genel meclisi üyeleri adaylarını, siyasi partilerin ilçe idare kurulları toplanarak; Belirleyip, genel merkez karar ve yönetim kurulunun tensip ve tasdikine sunarlar. Merkez karar ve yönetim kurulunun, her listeyi aynen kabul veya değiştirerek tasdik etmesi ile adaylar tespit olunur" "GEÇİCİ MADDE 5 - Bu kanunda seçim usul ve esasları hükme bağlanan büyük şehir yönetiminin hukuki statüsü, bu Kanunun yürürlüğünü takip eden ilk seçimin oy verme gününden önce, 17/6/1982 gün ve 2680 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Kuruluş, Görev ve Yetkilerinin Düzenlenmesi ile ilgili Yetki Kanununda belirtilen esas ve usullere uygun olarak çıkarılacak kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenir" "GEÇİCİ MADDE 7 - Bu Kanunun yürürlüğe girmesini takip eden ilk mahalli idareler seçiminde oy verme günü 25 Mart 1984 tarihidir. Seçim döneminin başlangıç tarihi Yüksek Seçim Kurulunca, yukarıdaki fıkrada belirtilen oy verme günü esas alınarak tespit ve ilan edilir. Yüksek Seçim Kurulu, bu seçimlere mahsus olmak üzere, bu Kanun ile 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ve 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununun seçimlere ilişkin olarak tespit ettiği süreleri kısaltarak uygular" III - DAYANILAN ANAYASA KURALLARI : "MADDE 2 - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir" "MADDE 10 - Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar" "MADDE 13 - Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, milli egemenliğin, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması amacı ile ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir. Temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamalar demokratik toplum düzenin gereklerine aykırı olamaz ve öngördükleri amaç dışında kullanılamaz. Bu maddede yer alan genel sınırlama sebepleri temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerlidir. MADDE 31 - Kişiler ve siyasi partiler, kamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme ve yayım araçlarından yararlanma hakkına sahiptir. Bu yararlanmanın şartları ve usulleri kanunla düzenlenir. Kanun, 13 üncü maddede yer alan genel sınırlamalar dışında bir sebebe dayanarak, halkın bu araçlarla haber almasını, düşünce ve kanaatlere ulaşmasını ve kamuoyunun serbestçe oluşmasını engelleyici kayıtlar koyamaz. "MADDE 67 - Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasi parti içinde siyasi faaliyette bulunma ve halkoylamasına. katılma hakkına sahiptir. Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Yirmibir yaşını dolduran her Türk vatandaşı, seçme ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir. Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir. Silah altında bulunan er ve erbaşlarla, askeri öğrenciler, ceza ve tevkif evlerinde bulunan tutuklular ve hükümlüler oy kullanamazlar" "MADDE 68 - Vatandaşlar, siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve partilerden çıkma hakkına sahiptir. Parti üyesi olabilmek için yirmibir yaşını ikmal etmek şarttır. Siyasi partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partiler, önceden izin almadan kurulurlar ve Anayasa ve kanun hükümleri içinde faaliyetlerini sürdürürler. Siyasi partilerin tüzük ve programları, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz. Sınıf veya zümre egemenliğini veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayan siyasi partiler kurulamaz. Siyasi partiler, yurt dışında teşkilatlanıp faaliyette bulunamaz, kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlar meydana getiremez, vakıf kuramazlar. Hakimler ve savcılar, yüksek yargı organları mensupları, yükseköğretim kurumlarındaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu üyeleri, kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri ile yaptıkları hizmet bakımından işçi niteliği taşımayan diğer kamu görevlileri, öğrenciler ve Silahlı Kuvvetler mensupları siyasi partilere giremezler" "MADDE 91 - Türkiye Büyük Millet Meclisi, Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verebilir. Ancak sıkıyönetim ve olağanüstü haller saklı kalmak üzere, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez. Yetki kanunu, çıkarılacak kanun hükmünde kararnamenin, amacını, kapsamını, ilkelerini, kullanma süresini ve süresi içinde birden fazla kararname çıkarılıp çıkarılamayacağını gösterir. Bakanlar Kurulunun istifası, düşürülmesi veya yasama döneminin bitmesi, belli süre için verilmiş olan yetkinin sona ermesine sebep olmaz. Kanun hükmünde kararnamenin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından süre bitiminden önce onaylanması sırasında, yetkinin son bulduğu veya süresi bitimine kadar devam ettiği de belirtilir. Sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde, Cumhurbaşkanının Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun kanun hükmünde kararname çıkarmasına ilişkin hükümler saklıdır. Kanun hükmünde kararnameler, Resmi Gazete'de yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir. Kararnameler, Resmi Gazete'de yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulur. Yetki kanunları ve bunlara dayanan kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonları ve Genel Kurulunda öncelikle ve ivedilikle görüşülür. Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte, yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmi Gazete'de yayımlandığı gün yürürlüğe girer. IV - İLK İNCELEME : 1 - Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca, Ahmet H. BOYACIOĞLU, H. Semih ÖZMERT, Necdet DARICIOĞLU, Nahit SAÇLIOĞLU, Hüseyin KARAMÜSTANTİKOĞLU, Kenan TERZİOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Orhan ONAR, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Selahattin METİN, Servet TÜZÜN, Mahmut C. CUHRUK ve Osman Mikdat KILIÇ'ın katılmalarıyla 31/1/1984 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında : Kimi hükümlerinin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptali dava edilen 18/1/1984 günlü, 2972 sayılı Mahalli İdareler ite Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun'un 18/1/1984 günlü, 18285 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, dava dilekçesinin 25/1/1984 gününde Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğince kaleme havale edilerek 1984/1 esas sayısını aldığı; 10/11/1983 günlü, 2949 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince davanın bu tarihte ve süresi içinde açıldığı; Halkçı Parti Anamuhalefet Partisi olup grup genel kurulunun üye tamsayısının salt çoğunluğu ile davanın açılmasına, karar aldığı, böylece dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine; Selahattin METİN'in, dava dilekçesinde sözü edilen ve iptali istenen Yasanın 23. maddesinin (a) bendi dışında gerekçe gösterilmediğinden bu eksikliğin giderilmesi için 10/11/1983 günlü, 2949 sayılı Yasanın 27. maddesinde öngörülen hükümlerin işletilmesi gerektiği yolundaki karşıoyuyla ve oyçokluğuyla, dava konusu 2972 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesinin dördüncü fıkrasının iptalinin dava edilmiş olduğuna oybirliğiyle karar verilmiştir. 2 - Davanın özelliği dolayısıyla gündem düzenlenmesi işini görüşmek üzere Anayasa Mahkemesinin 21/2/1984 günündeki toplantısına H. Semih ÖZMERT, Necdet DARICIOĞLU, Nahit SAÇLIOĞLU, Hüseyin KARAMÜSTANTİKOĞLU, Kenan TERZİOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Orhan ONAR, Muammer TURAN, Mehmet ÇINARLI, Selahattin METİN, Servet TÜZÜN, Mahmut C. CUHRUK, Osman Mikdat KILIÇ ve Mithat ÖZOK katılmışlardır. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 33. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca gündemin, toplantı gününden en az on gün önce üyelere dağıtılması zorunludur. Ancak ivedi durumlarda bu süre Mahkemece kısaltılabilir. İçtüzüğün 16. maddesinde de raportörler tarafından hazırlanan raporun bir örneğinin gündemin dağıtılmasından en az on gün önce üyelere verileceği yazılıdır. Bu iki madde birbirine paralel düzenlenmiş olup raporun dağıtılması ile toplantı günü arasında on günlük bir sürenin olması gerekmektedir. İvedi durumlarda Mahkeme bu süreyi kısaltabilir. Anayasaya uygunluk denetimine konu olan 18/1/1984 günlü, 2972 sayılı Kanun hükümlerine göre mahalli idareler organlarının seçimi 25 Mart 1984 tarihinde yapılacaktır. Seçime kısa bir süre kaldığından Mahkeme konunun özelliğini dikkate alarak bu yetkisini kullanmak suretiyle sürenin kısaltılmasını ve davanın bir an önce sonuçlandırılmasını uygun bulmuştur. H. Semih ÖZMERT, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Mehmet ÇINARLI ve Selahattin METİN Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün esasa ilişkin raporların gündemin dağıtılmasından en az on gün önce üyelere verilmesine ilişkin 16. maddesi kuralının olayda gözönünde tutulması gerektiği, bu sürenin Mahkemece kısaltılmasına olanak bulunmadığı; İçtüzüğün 33. maddesine göre gündemin toplantı gününden en az on gün önce üyelere dağıtılması gerekmekte ise de aynı maddeye göre acele hallerde bu sürenin Mahkemece kısaltılabileceği; bu nedenle sözkonusu 16. maddedeki süreye uyulmadan toplantı gününün saptanamayacağı, yolundaki karşıoylarıyla bu görüşe katılmamışlardır. SONUÇ: 1 - İçtüzükteki 16. ve 33. maddelerde öngörülen sürelerin aynı olduğuna, H. Semih ÖZMERT, Necdet DARICIOĞLU, Yılmaz ALİEFENDİOĞLU, Yekta Güngör ÖZDEN, Mehmet ÇINARLI ve Selahattin METİN'in karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla, 2 - Sürenin kısaltılmasına ve davanın esasının 28/2/1984 Salı günü saat 1000'da incelenmesine oybirliğiyle 21/2/1984 günü karar verilmiştir. V - ESASIN İNCELENMESİ : Davanın esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenen 18/111984 günlü, 2972 sayılı "Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetler Seçimi Hakkında Kanun" hükümleri, Anayasanın konuya değinen maddeleri, bunlarla ilgili yasama belgeleri, konu ile ilgili öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü : A - Kanunun 2 ve 23. maddeleri yönünden inceleme : 1) Maddelerin anlam ve kapsamı : 2972 sayılı Kanunun "Seçim sistemi ve usulü" başlığını taşıyan 2. maddesinde : "Mahalli idareler seçimleri serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. İl genel meclisi ve belediye meclisi üyelikleri için yapılan seçimlerde, onda birlik baraj uygulamalı nispi temsil sistemi, belediye başkanlığı seçiminde ise çoğunluk sistemi uygulanır" denilmiş, il genel meclisi ve belediye meclisi üyeliklerine seçilenlerin tespiti başlığını taşıyan 23. maddesinde de, 2. maddede yer alan onda birlik barajın nasıl uygulanacağı gösterilmiştir. Maddenin bu uygulamaya esas alan (a) bendinin birinci, ikinci ve üçüncü paragrafları aynen şöyledir : "Bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oy toplamının onda birine tekabül eden sayı bütün partilerin ve bağımsız adayların aldıkları oy sayısından ayrı ayrı çıkarılır. Bu çıkarmadan sonra geriye oyu kalmayan Siyasi Partiler ve bağımsız adaylar üye tahsisinde hesaba katılmaz. Yapılan çıkarmadan sonra geriye oyu kalan siyasi partilerin ve bağımsız adayların isimleri alt alta, kalan oyları da hizalarına yazılır. Bu sayılar önce bire, sonra ikiye, sonra üçe. şeklinde devam edilmek suretiyle o seçim çevresinin çıkaracağı asıl üye sayısına ulaşıncaya kadar bölünür. Elde edilen paylar, siyasi parti ayırımı yapılmaksızın, en büyükten en küçüğe doğru sıralanır. Belediye ve il genel meclisi üye tamsayısı kadar üyelikler, bu payların sahibi olan siyasi partilere ve bağımsız adaylara, sayıların büyüklük sırasına göre tahsis olunur. Son kalan asıl üyelikler için birbirine eşit rakamlar bulunduğu takdirde bunlar, aralarında ad çekmek suretiyle, tahsis yapılır. 2972 sayılı Kanunun yukarıda anılan 2 ve 23. maddeleri hükümleri birlikte incelendiğinde, seçim sisteminin ana ilkesini koyan 2. madde ile bu ilkenin nasıl uygulanacağını gösteren 23 maddenin bir bütün oluşturduğu görülmektedir. 2. maddenin ikinci fıkrasında hükme bağlanan "onda birlik baraj uygulamalı nispi temsil sistemi" 23. maddedeki uygulamasıyla, bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oy toplamının onda birine tekabül eden sayının, bütün partilerin ve bağımsız adayların aldıkları oy sayısından ayrı ayrı çıkarılmasını gerektirmekte ve bu çıkarmadan sonra geriye oyu kalmayan siyasi partiler ve bağımsız adaylar üye tahsisinde hesaba katılmamaktadır. Onda birlik indirimden sonra geriye oyu kalmayan siyasi parti ve bağımsız adayların üye tahsisinde hesaba katılmaması aynı zamanda onda birlik barajı da aşamamaları anlamına geldiğinden Kanun Koyucu'nun "baraj" sözcüğüne bu nedenle yer verdiği düşünülebilir: Konumuz açısından sistemin adından çok doğurduğu sonuçlar önem taşımaktadır. Getirilen bu yeni bir düzenleme ile bir seçim çevresinde en fazla oy alan siyasi partiye iki yönden yarar sağlandığı görülmektedir. Şöyle ki, seçime katılan siyasi partilerden onda birin altında oy alanlar ilk aşamada silinmekte, üyelikler bu miktarın üstünde oy alan siyasi partiler tarafından paylaşılmakta, bu paylaşma sırasında ise yapılan indirim nedeniyle büyük partilere aldıkları oyun üstünde bir avantaj sağlanmaktadır. 2) Anayasaya aykırılık sorunu : Dava dilekçesinde, söz konusu 2. ve 23. maddelerdeki kuralların 10/6/1983 günlü, 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu'nun öngördüğü "baraj sistemine benzer bir görünüm vermesine karşın ondan çok daha başka bir niteliğe sahip olduğu, Kanunda öngörülen bu barajın, siyasi parti ya da bağımsız adayın aldığı geçerli oyların değerlendirmeye girip girmeyeceğinin ötesinde bir işlevi bulunduğu ve bu şekliyle demokratik Devlette uygulanması olanaksız bir "oy imhası" haline geldiği, milletvekili seçiminde uygulanan ve farklı gerekçelere dayanan, tartışılabilir baraj sistemi mantığının yerel seçimlerde de geçerliliğini söylemenin yerinde olmadığı ve nispi temsile göre teşekkül etmiş mahalli meclislerde istikrarsızlık görülmediği, ortada böyle bir şikayet de bulunmadığı, getirilen sistemin mahalli idareler seçiminde istikrarsızlığa karşı bir önlem olarak ileri sürülmeyeceği; Yeni düzenleme ile Anayasanın 67. maddesinde yer alan "Seçme Hakkı"nı imha edilen oylar ölçüsünde ortadan kaldırdığı, "Seçilme Hakkı" konusunda da aynı gerekçenin dermeyan edilebileceği, Anayasamızın 13. maddesine göre, temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı ve demokratik toplum düzeninin her şeyden önce seçme ve seçilme hakkına azami ölçüde saygı gösterilmesini gerektirdiği; Düzenlemenin Anayasanın 67. maddesinde yer alan "Seçimlerin Serbestliği" ilkesine aykırı olduğu, serbestlik ilkesinin sadece maddi ve fiili baskıları değil manevi baskı ve müdahaleleri de dışlayan bir kavram niteliğinde bulunduğu; Bu düzenleme, Anayasanın 67. ve ı0. maddelerinde yer alan "eşitlik" ilkesine aykırı düştüğü, geçerli oy toplamının onda birine tekabül eden sayının, partilerin ve bağımsız adayların aldıkları oy sayısından ayrı ayrı çıkarılmasının gerçekleşmiş iradeye ve kanunlara göre geçerli sayılmış oyların ayrı bir düzenlemeyle geçersiz sayılması gibi aykırı bir sonuç doğuracağı; Yine düzenlemenin Anayasanın 2. maddesinde yer alan "demokratik hukuk devleti" ilkesine ve 13. maddesinde yer alan temel hak ve hürriyetlerle ilgili genel ve özel sınırlamaların demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olamayacağı yolundaki temel ilkeye aykırı bulunduğu, demokratik hukuk devleti ilkesinin seçim yoluyla oluşturulacak meclislere halk iradesinin azami ölçüde yansımasını gerektireceği; Ayrıca, yasanın anılan hükümlerinin Anayasanın 68/2. maddesinde yer alan siyasi partilerin, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olduğu hakkındaki ilkeye de aykırı bulunduğu, demokratik düzen seçmen iradesinin mümkün olan en yüksek oranda gerçekleşmesine ve siyasal partilerin bir engelle karşılaşmaksızın gelişmelerine olanak tanıyan bir rejim olması gerektiği, oysa getirilen bu hükümlerin partilerin gelişmesini engelleyecek nitelikte bulunduğu ve bu sınırlamada kamu yararı olduğunun da söylenemeyeceği; iddia edilmektedir. a) a1 - Anayasanın 87. maddesinin birinci fıkrasında vatandaşların kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme ve seçilme hakkına sahip oldukları açıklanmış; seçme ve seçilme şartlarının Kanun Koyucu tarafından düzenleneceği belirtilmiştir. Ancak, bu düzenlemede Kanun Koyucuya sınırsız bir takdir hakkı tanınmamıştır. Gerçekten, aynı maddenin ikinci fıkrasında, seçimlerin serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre yargı yönetim ve denetimi altında yapılacağı öngörülmüştür. O halde, bu esaslardan ayrılmamak şartıyle Kanun Koyucu uygun göreceği bir seçim sistemini kabul etmekte serbesttir. Eğer Anayasa Koyucu, belli ve değişmez bir sistemi öngörmüş olsaydı, böylesine önemli bir konuyu Anayasada buyurucu bir hükümle açıklard
Sonuç: Esas - Ret Resmî Gazete: 1984-05-01 · 18388