Karar metni
Kaynak sistemin yayımladığı resmî özet. Kararın tam metni değildir.
itiraz konusu: Yasa kuralları ile dayanılan Anayasa kuralları, bu kurallara ilişkin yasama belgeleri ve konu ile ilgili öteki metinlerle Anayasa Mahkemesinin 1970/63-1971/38 sayılı, 13.4.1971 günlü kararı incelendi; gereği görüşülüp düşünüldü: a) Anayasa Mahkemesinin 13.4.1971 günlü, 38 sayılı kararı ile 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun itiraz konusu 2. maddesinin 1. fıkrasındaki (bir işveren temsilcisi ile bir işçi temsilcisinden) deyimi iptal edilmiş olduğundan bu konunun yeniden karara bağlanmasına yer olmadığına, karar verilmelidir. Hakkı Ketenoğlu, Avni Givda ve İhsan Ecemiş fıkranın tümünün iptali gerektiğini düşündüklerinden, iptal kararının yukarıda anılan deyim ile sınırlandırılması görüşüne katılmamışlardır. Kurulun çoğunluğu aşağıda yazılı gerekçelerle iptal kararının söz konusu deyimle sınırlandırılmasını gerekli görmüştür: Anayasa’nın 147. maddesinin 1. fıkrası gereğince Anayasa Mahkemesi, yasaların ve Yasama Meclisleri İçtüzüklerinin Anayasaya uygunluğunu denetler. Demek ki bu mahkemenin temel yetkisi, Anayasaya aykırı olan kuralların iptal edilmesidir; başka deyimle, Anayasa Mahkemesinin Anayasaya aykırı olmayan kuralları iptal etme yetkisi yoktur, onun yetkisi Anayasaya aykırılık durumu ile sınırlıdır. Bir yasa kuralının yalnızca bir bölümü Anayasaya aykırı olup öbür bölümünde Anayasaya aykırılık bulunmazsa mahkeme ancak Anayasaya aykırı bölümü iptal edebilir; elverir ki iptal dışı bırakılan kural bölümü hukukî bir anlam ve varlık taşısın. Anayasanın belli kişiler ve kuruluşlarca açılacak iptal davalarına ilişkin 149. maddesinde (kanunların veya T.B.M.M. İçtüzüklerinin veya bunların belirli madde ve hükümlerinin Anayasaya aykırılığı iddiası ile) dava açılabileceğinden söz edilmesi dahi, bir yasa kuralı içinde yalnızca Anayasaya aykırı bulunan bölümün iptal edilebileceğini göstermektedir. Bu ilke 5521 sayılı Yasanın 2. maddesinin, iş mahkemelerinin işçi ve işveren temsilcilerinin katılması ile bir hâkim başkanlığı altında kurulacağı kuralını koyan 2. maddesinin birinci fıkrasına uygulanacak olursa, yalnızca fıkra içindeki (bir işveren temsilcisi ile bir işçi temsilcisinden) deyiminin iptali ile Anayasaya aykırılığın ortadan kalkacağı sonucuna varılır. Gerçekten, Anayasaya aykırılık durumu bu üyelerin mahkemelerin kuruluşunda yer almasından doğduğu gibi mahkemenin tek bir hâkimle çalışmasına veya hâkimin niteliğinde iki üyenin hâkim niteliğinde bir başkanın başkanlığı altında çalışmasına da ne Anayasa bakımından, ne de 5521 sayılı Yasanın kuralları bakımından bir engel yoktur. Nitekim 5521 sayılı Yasanın 1. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında iş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde iş mahkemelerinin görevli bulunduğu davalara temsilci üyeler alınmaksızın İş Mahkemeleri Kanununda öngörülen kurallara göre hâkimlerce bakılması, eylemli ya da hukuksal olanaksızlık dolayısiyle iş mahkemesinin toplu olarak çalışamadığı durumlarda da davaların yine üyeler alınmaksızın hâkimlerce görülmesi ilkesi benimsenmiştir. Buna göre toplu iş mahkemeleri kurulmuş bulunan yerlerde asıl üyelerin gelmedikleri ve yedeklerin dahi gelmelerinin sağlanamadığı ya da süresi biten üyelerin yerine yasa kurallarındaki bir takım boşluklar yüzünden yeni üyelerin seçilemediği durumlarda iş davalarına başkanca bakıldığı, kimi zaman bu durumun aylarca sürdüğü bilinmektedir. Demek ki tartışma konusu fıkra içinde bulunan belli deyimin iptali sonucunda Anayasaya aykırılık giderilerek ve fıkra içinde geri kalan kuralın uygulanması yolu ile iş mahkemesinin çalışması sağlanabilecektir, başka deyimle bir yandan Anayasaya aykırı bölüm kaldırılmış bulunacak, öte yandan da kuralın iptal dışında kalan bölümünün hukukî bir anlamı ve değeri olacaktır. Eğer fıkranın tümünün iptali yoluna gidilirse, kuralın Anayasaya aykırı bulunmayan, başlı başına hukukî anlam ve değer taşıyan bölümünün dahi iptali sonucunda Anayasa Mahkemesinin görev sınırları aşılmış olacağı gibi uygulamada da bir boşluk meydana gelecektir. b) Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere İş Mahkemeleri Kanununun 2. maddesinin ikinci fıkrası itiraz tarihinden önce yürürlükten kalkmış bulunduğu için bu fıkra üzerinde karar vermeye yer olmadığına karar verilmelidir. Avni Givda ortada oylama konusu bulunmadığı düşüncesiyle bu görüşe katılmamıştır. c) İtiraz konusu Yasanın 2. maddesinin öteki fıkralarının ve 4. maddesinin yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olduğu görüldüğünden bu konuların yeniden karara bağlanmasına yer olmadığına karar verilmelidir. SONUÇ: 1- 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun itiraz konusu 2. maddesinin birinci fıkrasındaki (bir işveren temsilcisi ile bir işçi temsilcisinden) deyimi Anayasa Mahkemesinin 13.4.1971 günlü, 1970/63-1971/38 sayılı kararı ile iptal edilmiş olduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Hakkı Ketenoğlu, Avni Givda ve İhsan Ecemiş’in fıkranın tümünün iptali gerektiği yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ile, 2- Anılan maddenin 2. fıkrası üzerinde karar vermeye yer olmadığına Avni Givda’nın ortada oylama konusu bulunmadığı yolundaki karşı oyu ile ve oyçokluğu ile, 3- İtiraz konusu Kanunun 2. maddesinin öteki fıkralarının ve 4. maddesinin yukarıda 1 sayılı bentte sözü edilen kararla iptal edilmiş olması karşısında bu konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına oybirliğiyle, 13.4.1971 gününde karar verild
Sonuç: Esas - Diğer