Karar metni
Kaynak sistemin yayımladığı resmî özet. Kararın tam metni değildir.
itiraz konusu: kanunun mahkemenin baktığı dâvada uygulama durumunda bulunduğu, 1., 9. ve 10. maddeleriyle sınırlı olarak incelenmesine, İhsan Ecemiş, Halit Zarbun, Kâni Vrana, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun 8. maddenin dahi incelenmesi gerektiği, Avni Givda'nın ise mahkemenin Kanunun 12. maddesinin Anayasa'ya aykırılığını ileri sürmediğine göre olayla itiraz konusu kurallar arasında bağlantı kurulamayacağından itirazın mahkemenin yetkisizliği yönünden reddi gerektiği yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ile karar verilmiştir. 2/1/1340 günlü, 394 sayılı Yasanın 8. maddesinde hafta tatilinden ayrık tutulan yerlerin (ki bu yerler 394 sayılı Yasanın istem konusu dışında olan 4. maddesinde sayılmıştır.) işletilebilmesi için o yeri işletenlerin belediyeye başvurup ruhsat almalarının gerekli bulunduğu kuralı konulmuştur. Ceza dâvasına temel olan işletme, bakkal dükkânıdır. Bakkal dükkânlarının 394 sayılı Yasanın 4. maddesinde anılan ve hafta tatilinden ayrık tutulan yerlerden bulunmaması dolayısiyle sanığın bu maddeden yararlanması söz konusu olamıyacağı gibi dâva dosyasında sanığın ruhsatnameye değinen bir savunması bulunmadığı için bu 8. madde kuralının ceza dâvasında uygulama yeri yoktur. İşin özüne bakılırsa mahkeme hafta tatili zorunluğuna ilişkin 1. madde kuralının Anayasa'ya doğrudan doğruya aykırı bulunduğunu ve Yasanın öbür maddelerinin ise 1. maddesindeki kuralın uygulanmasına ilişkin düzenlemeleri kapsadıkları için dolaylı biçimde Anayasa'ya aykırı bulunduklarını ileri sürmüştür. Anayasa'nın 151. maddesi uyarınca belli dâvaya bakan mahkemeler, ancak o dâvada uygulama durumunda bulundukları yasa kuralının Anayasa'ya aykırılığını ileri sürerek Anayasa Mahkemesine başvurabileceklerinden, hangi nedene dayanırsa dayansın, dâvada uygulama yeri bulunmayan bir maddenin Anayasa Mahkemesine getirilmesi yetkisi mahkemeler için tanınmış değildir. 394 sayılı Yasa gereğince zorunlu hafta tatili kuralının ceza dâvasında uygulanabilmesi, belediye meclisinin Sürmene'deki belli işyerlerinde de 394 sayılı Yasanın uygulanmasına karar vermiş olmasına dayanmaktadır. Gerçekten nüfusu 10 binden aşağı olan şehir ve kasabalarda o Yasanın uygulanmaması 1. maddesindeki kural gereğidir; şu kadar ki sözü edilen Yasanın 12. maddesinde nüfusu 10 binden aşağı olan şehir ve kasabalarda dahi Yasanın uygulanmasına o yer belediye meclîslerinin karar verip bu kararı halka duyurmalariyle hafta tatili kuralının uygulanacağı kabul edilmiştir. Ancak sözü edilen 12. maddenin Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptali istenmeyip bu 12. madde uyarınca o yer belediye meclisince karar verilmesi ve bu kararın kamuya duyrulması sonucunda Yasa'nın temel kuralı kapsayan 1. maddesiyle öbür maddelerinin (Ceza dâvasının açıldığı yerde ve dolayısiyle bu ceza dâvasında) uygulama olanağı doğmuştur ve 'mahkeme de gerçekten uygulayabileceği üç madde ile ayrıca 8. maddenin iptalini istemiştir. Bir dâvada uygulanabilecek kurallardan hepsinin Anayasa'ya aykırı olması gerekmez ve Anayasa Mahkemesine başvuran mahkemenin kanısına göre bunlar içinde hangileri Anayasa'ya aykırı ise yalnız onların Anayasa'ya aykırılığının ileri sürülmesi ile yetinilmesi zorunludur; Anayasa'nın 151. maddesinden çıkan anlam budur. Şu yön de belirtilmelidir ki 394 sayılı Yasa Kuralları içinden mahkemenin Anayasa Mahkemesinden iptalini istediği kurallardan sınırlandırma kararında anılanların Anayasa'ya aykırı görülüp iptal edilmesi durumunda, mahkeme elindeki ceza dâvasını beraat ile sonuçlandıracaktır. Demek ki yalnızca bu kuralların iptali mahkemenin vereceği kararın sonucu üzerinde yeterince etkili olacaktır ve 394 sayılı Yasanın 12. maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunup bulunmaması bu durumu değiştirmeyecektir. Ç) Esasın incelenmesi ve kararın gerekçeleri : Esasa ilişkin rapor, sınırlama kararı çerçevesi içinde kalan yasa kuralları ile dayanılan Anayasa kuralları, bunlara ilişkin yasama belgeleri ve ilgili öbür metinler incelendi; gereği görüşülüp düşünüldü : Esasa girmeden önce 394 sayılı Yasanın 1. maddesi ile 9. ve 10. maddelerinin bu dâvada uygulanacak hükümleri bakımından yeniden sınırlandırılmasına yer olup olmadığı tartışılmış ve sonuçta böyle bir sınırlandırmaya gerek görülmemiştir. Sınırlandırma görüşünde olanlar ceza dâvasına konu edilen olayda hafta tatili günü açık olan yerin bir dükkân olduğunu, ceza mahkemesindeki sanığın dükkânı açık bulundurarak 394 sayılı Yasaya aykırı davrandığını ve böylelikle uygulanacak kuralın 1. maddenin dükkânlara ilişkin kuralı olduğunu ileri sürmüşlerdir; oysa 394 sayılı Yasanın 1. maddesi kuralları bir bütün niteliği göstermekte olup orada gösterilen yerlerin şu veya bu yer olmasının sonuç üzerinde herhangi bir etkisi düşünülemiyeceğinden ve ileri sürülen iptal gerekçeleri genel nitelikte bulunduğundan ayrıca sınırlandırma kararı verilmesi yersiz görülmüştür. Muhittin Gürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır. I- 1. maddenin Anayasa'ya aykırılığı sorunu : l- Anayasa'nın 44. maddesinde her çalışanın dinlenme hakkı olduğu kesinlikle belirtilmiştir. Buna göre olağan biçimde çalışanların hiç değilse haftada bir gün dinlenmelerinin zorunlu kılınması, Anayasa'nın bu buyruğunun doğrultusunda bir düzenlemedir. Bugün bütün dünyada, çalışan bütün kişilerin dinlenmeleri gerektiği, bunun sağlığı korumak koşullarından olduğu, dinlenmenin çalışmaktan doğan yıpranmaları giderdiği ve çalışanlara daha iyi, daha verimli çalışma olanağı sağlandığı ve böylece hem çalışan kişinin, hem de çalışmakla ilgili bulunan toplumun yararının korunmuş bulunduğu kabul edilmektedir. Nitekim, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin (3. Tertip Düstur, cilt 30, sayfa 1019 ve sonrası) 24. maddesinde "Her şahsın dinlenmeye, eğlenmeye, bilhassa çalışma müddetinin makul suretle tahdidine ve muayyen devrelerde ücretli tatillere hakkı vardır." denilerek aynı kural, uluslararası alanda dahi kabul edilmiş bulunmaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisinde 394 sayılı Yasanın hazırlık çalışmaları sırasında düzenlenen komisyon raporu gerekçesinde nüfusu onbinden aşağı yerlerde hafta tatilinin uygulanmaması konusunda şöyle denilmiştir : "... kasaba ve köylere teşmili mucibi menfaat gibi görünüyorsa da memleketimizde bilhassa küçük şehirlerde sanayi ve mesai lüzumu kadar terakki etmemiş olduğu cihetle bütün memlekete teşmilinde bir faidei ameliye görülmemiş ......." (T. B.M. M. Zabıt Ceridesi 2. Devre - 4, cilt, 77 - 78, içtima, sayfa 640 - 688). Demek ki ülkenin içinde bulunduğu toplumsal ve iktisadî koşullar bakımından küçük yerlerde ve köylerde yeterince çalışılmadığı gerçeği karşısında onbinden az nüfuslu yerlerde hafta tatili zorunluğu kabul edilmemiştir. Ancak 394 sayılı Yasanın 12. maddesinde belediye meclislerinin karar vermeleriyle bir kentte veya kasabada hafta tatilinin uygulanmasını sağlamaları olanağı öngörülmüştür. Demek ki onbinden aşağı nüfuslu topluluklarda hafta tatiline ilişkin kuralın uygulanmayışı, ülkenin toplumsal ve iktisadî durumunun özelliğine, başka deyimle haklı nedene dayanmaktadır. Haklı nedene dayanan durumlarda başka kurallar konulmakla Anayasanın 12. maddesindeki yasa önünde eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz. Durum başka yönden açıklanacak olursa şöyle de denilebilir : Anayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik ilkesi eşit durumda bulunan kişiler veya toplulukların aynı hukuk kurallarına bağlı tutulmasını zorunlu kılar. Ülkemizde nüfusu onbinden yukarı bulunan topluluklarda çalışan kimselerin çalışma durumlarıyla onbinden aşağı yerlerde bulunan kimselerin çalışma durumları toplumsal ve iktisadî açıdan genellikle eşit değildir ve bundan ötürü zorunlu hafta tatili kuralının nüfusu çok yerlerde uygulanıp onbinden az yerlerde uygulanmaması, yasa karşısında eşitlik ilkesiyle çelişki yaratmaz. Nitekim Anayasa Mahkemesinin daha önceki kararlarında haklı neden bulunan durumlarda başka kuralların konulmasının ve hukuki nitelikçe başka başka durumlarda bulunan kişiler veya topluluklara ayrı ayrı kurallar uygulanmasının Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olmadığı belirtilmiş bulunmaktadır (Örneğin, 1966/11-44 sayılı, 22/11/1966 günlü karar : 27/12/1967 günlü, 12787 sayılı Resmî Gazete - Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi Sayı 5, Sayfa 12 ve sonrası; 1963/337 - 1967/31 sayılı, 19 - 20/10/1967 günlü karar : 2/5/1969 günlü, 13188 sayılı Resmî Gazete - Anayasa Mahkemesi kararlar Dergisi Sayı 6, Sayfa 76; 1970/36-50 sayılı, 24/12/1970 günlü karar : 4/5/ 1971 günlü, 13826 sayılı Resmî Gazete - Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi Sayı 8; Sayfa 501, 502). Demek ki 20/1/1340 günlü, 394 sayılı Yasanın 1. maddesi kuralında, nüfusu on binden aşağı ve yukarı yerler arasında ayırım gözetilmesinde Anayasa'nın 12. maddesinde öngörülen yasa karşısında eşitlik ilkesine aykırılık yoktur. Şunu da belirtelim ki, nüfusu onbinden aşağı yerler arasında da "belediye meclisinin hafta tatilinin uygulanması yolunda karar vermiş olup olmadığına gere ayırım gözetilmesinde dahi hukuk açısından eşitsizlik ileri sürülmesi doğru olmaz. Çünkü belediye meclisinin böyle bir harara varması, ancak o yerdeki toplumsal ve iktisadî özellikler dolayısiyle olağan bir çalışma düzeninin gerçekleşmiş ve böylece zorunlu hafta tatili kuralının uygulanmasının gerekmiş bulunmasının sonucu olabilir. Demek ki böylece karar verilen yerlerle verilmeyen yerlerdeki çalışma durumu eşit değildir ve hafta tatilini uygulama kararını verme yetkisinin tanınması, haklı nedene dayanmaktadır. Bu açıklamalara göre onbinden aşağı nüfuslu yerler arasında da 394 sayılı Yasanın 1. maddesinin öngördüğü zorunlu hafta tatili açısından Anayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bir yön yoktur. 2- Mahkeme haftada bir gün çalışma yasağının herkesin maddi varlığını geliştirmek hakkına ve kişi hürriyetine sahip bulunduğu yolla Anayasa'nın 14.,maddesi kuralına aykırılığını da öne sürmektedir. Yukarıdaki bentte açıklandığı üzere hafta tatilinin uygulanması, kişinin daha verimli çalışarak iktisadî yararını daha iyi sağlaması için zorunludur. Olağan biçimde çalışan bir kişinin hafta tatilinden yararlanmaksızın boyuna çalışması, maddî varlığını geliştirmek değil, yıpratmak sonucunu doğurur ve bu bakımdan Anayasa'nın 14. maddesinde maddî varlığı geliştirme hakkının öngörülmesiyle güdülen erek ile çelişir bir durum ortaya çıkarır. Demek ki bu kuralda Anayasa'nın 14. maddesine aykırılık bir yana, uygunluk vardır. 3- Mahkeme zorunlu hafta tatili kuralının herkesin dilediği alanda çalışma özgürlüğünü tanıyan Anayasa'nın 40. maddesine aykırı olduğunu ye bu kuralda kamu yararı düşünülemiyeceğini ileri sürmektedir. Oysa yukarıdaki l sayılı bentte açıklandığı üzere hafta tatilinde açıkça kamu yararı vardır ve bu nedenle çalışma özgürlüğünün sınırlandırılması Anayasa'nın 40. maddesinin ikinci fıkrası kuralına aykırı değildir. 4- Mahkeme zorunlu hafta tatilinin iktisadi ve sosyal hayatın adalete ve tarh çalışma esasına uygun olarak düzenleneceği yollu Anayasa'nın 41. maddesi kuralı ile dahi çeliştiğini ortaya atmaktadır; oysa yukarıdaki l sayılı bentte açıklandığı üzere, hafta tatili ilkesi, çalışmanın verimliliği ve çalışanların sağlığı bakımından, olağan biçimde çalışılan durumlarda, uyulması zorunlu bir kural niteliğindedir ve bu bakımdan 41. madde ile çelişen bir yanı yoktur. Şu da belirtilmelidir ki 41. maddede iktisadî ve sosyal hayatın düzenlenmesinde herkes için insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış düzeyi sağlanması amacı dahi öngörülmüştür. Bir hafta olağan biçimde çalışıp yorulan bir kimsenin hafta sonunda dinlenmesi, önün insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış düzeyine ermesi için, bu günkü uygarlık dünyasında, vazgeçilmez bir koşul sayılmaktadır. Demek ki tartışma konusu kural, Anayasa'nın 41. maddesinin birinci fıkrasının gereğine uygun olarak konulmuş bir kuraldır. 5- Anayasa'nın 42. maddesindeki çalışmanın herkesin hakkı bulunduğu kuralının zorunlu hafta tatili kuralı ile çiğnenmiş olduğu ve bunun sözü edilen maddede yasaklanan angarya niteliğini gösterdiği görüşü de doğru değildir; çünkü l sayılı bentte açıklanan nedenlerle zorunlu hafta tatili, olağan biçimde çalışanların yıpranmadan ve daha verimli olarak çalışmalarını sağlamak ereği ile benimsenmiştir. Bundan önceki bentte de açıklandığı gibi bu ara verme olağan biçimde çalışanın insanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış düzeyine erişmesi amacı için de gereklidir. Kaldı ki Anayasa'nın 42. maddesinin ikinci fıkrasında da çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için Devletin toplumsal iktisadi ve akçalı tedbirlerle çalışanları koruyup çalışmaya destekleyeceği öngörülmüştür. İnsanca yaşamanın gerekli koşullarından birisi de olağan biçimde çalışan kişinin hafta sonu dinlenmesidir. Anayasa'nın 42. maddesinin üçüncü fıkrasında yasaklanan angarya, bir kimsenin hiçbir karşılık almaksızın zorla başkasının işini görmesidir Zorunlu hafta tatili sırasında başkasının işini zorla ve parasız olarak görme durumu söz konusu olamıyacağından, burada angaryanın varlığı düşünülemez. İmdi, argarya yasağı kuralının bu olayda uygulama yeri yoktur. II- 9. maddenin Anayasa'ya aykırılığı sorunu : Bu maddede, 394 sayılı Yasa kurallarına aykırı olarak hafta tatili günleri açılan yerlerin kolluk memurlarınca hemen kapattırılacağı ve durumu saptayan bir tutanak düzenleyip ilgililerin doğrudan doğruya Sulh Ceza Mahkemesine gönderilecekleri ve bu tutanakların doğru olmadığı kanıtlanıncaya değin geçerli sayılacağı kurala bağlanmıştır. 394 sayılı Yasanın 1. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığı sonucuna varılması karşısında, bu maddeye yönelen istemin de reddi gerekir. Gerçekten mahkeme, tartışma konusu Yasanın 1. maddesinde benimsenen kuralın Anayasa'ya aykırılığı görüşünün sonucu olarak bu maddenin de Anayasa'ya aykırı bulunduğu kanısını ortaya atmıştır. Anayasa'nın 136. maddesinin verdiği yetki ile konulan bu kurallar Anayasa'nın başka bir kural veya ilkesine de aykırılık göstermemektedir. III- 10. maddenin Anayasa'ya aykırılığı sorunu : Mahkeme bu maddeyi de birinci maddeye aykırı davranışın ceza yaptırımını öngören bir kural olması açısından Anayasa'ya aykırı görmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle 394 sayılı Yasanın 1. maddesi Anayasa'ya ay kın bulunmadığı için bunun ceza yaptırımı bulunan sözü geçen 10. maddenin dahi mahkemenin ileri sürdüğü gerekçeler açısından Anayasa'ya aykırılığı yoktur. Bundan başka bu maddede. Anayasa'nın ceza yaptırımlarına ilişkin kurallarına özellikle suça göre cezanın adaletli bulunması ilkesine de bir aykırılık görülmemiştir. IV- İtirazın Anayasa açısından değerlendirilmesi : Yukarıda açıklanan nedenlere göre 394 sayılı Yasanın 1., 9., ve 10. maddelerinde Anayasa'ya aykırılık bulunmadığından itirazın reddi gerekli görülmüştür. SONUÇ : Hafta tatili hakkında 394 sayılı Kanunun sınırlama kararı uyarınca incelenen 1., 9. ve 10. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine 13/7/1971 gününde oybirliğiyle karar verild
Sonuç: - Resmî Gazete: 1972-04-27 · 14171