Karar metni
Kaynak sistemin yayımladığı resmî özet. Kararın tam metni değildir.
İtiraz konusu: kuralın Anayasa'nın 10. maddesiyle ilişkisi görülmemiştir. Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ve Tülay TUĞCU bu görüşe katılmamışlardır. c- Maddenin Birinci Fıkrasının (C) Bendinin İncelenmesi aa- Bendin (a) Alt Bendinin İncelenmesi 4447 sayılı Yasa'nın 17. maddesiyle 506 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 81. maddenin birinci fıkrasının (C) bendinin (a) alt bendinde, Yasa'nın yayımı tarihinde, kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını dolduran sigortalılardan, 15 yıllık sigortalılık süresini tamamlamış ve 3600 gün prim ödemiş olanlara yaşlılık aylığı bağlanacağı belirtilmiştir. Dava dilekçesinde, 4447 sayılı Yasa'nın diğer geçiş hükümlerinde, kadın ile erkek arasındaki yaş farkının 4 yıla indirilmesine karşın fıkrada farkın 5 yıl olarak korunduğu, bu durumun kadınlar yönünden kazanılmış hakları ihlâl sonucu doğurduğu, kuralın Anayasa'nın 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. (C) bendinin (a) alt bendinde yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen kural, daha önce yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa'nın 60. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (b) alt bendinden farklı olmadığından, bu düzenleme nedeniyle herhangi bir hak kaybı söz konusu değildir. Kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bulunmadığından iptal isteminin reddi gerekir. bb- Bendin (b) Alt Bendinin İncelenmesi Başvuru dilekçesinde, Yasa'da yapılan değişiklikle Yasa'nın yürürlük tarihinde yaşlılık aylığına hak kazanmasına gün itibariyle çok az süre kalanların, bu hakkı elde etmelerinin iki yıl ertelenmesinin Anayasa'nın 2. ve 5. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. (b) alt bendinde, (a) alt bendinde öngörülen şartları yerine getirememiş durumda olan kadınların 52, erkeklerin ise 56 yaşını doldurmaları ve en az 15 yıllık sigortalılık süresinin tamamlanmasıyla birlikte en az 3600 gün malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemeleri koşuluyla yaşlılık aylığından yararlanabilecekleri belirtilmiştir. Buna göre, (a) alt bendindeki 15 yıllık sigortalılık süresi ile 3600 gün prim ödenmesi koşulları değiştirilmeyerek kuralın yürürlük tarihinde (a) bendinde öngörülen, kadın ise 50 yaşını tamamlamamış olanların 52, yine aynı tarihte erkek ise 55 yaşını doldurmayanların 56 yaşını tamamlamaları koşulu ile yaşlılık aylığı bağlanacağı anlaşılmaktadır. Bu haliyle yaş sınırının tamamlanmasına bir gün kalanlarla daha uzun bekleme süreleri kalanlar arasında bir kademelendirme yapılmaksızın aynı yaş haddine tabi tutulmaları makûl, adil ve ölçülü değildir. Bu nedenle, Geçici 81. Maddesinin (C) bendinin (b) alt bendi Anayasa'nın 2. ve 5. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ve Tülay TUĞCU bu görüşe katılmamışlardır. B- 506 Sayılı Yasa'ya Eklenen Geçici 82. Maddenin İncelenmesi Maddenin birinci fıkrasında Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce sigortalı bulunanlara bağlanacak aylıkların (a) ve (b) bentlerine göre hesaplanacak aylıkların toplamından oluşacağı belirtilmiştir. (a) bendinde, sigortalının bu Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen prim ödeme sürelerine ilişkin aylıkların, (b) bendinde ise, Yasa'nın yürürlüğünden sonraki aylığının hesaplanma yöntemi belirlenmiştir. Maddede, bu şekilde bulunan emekli aylığının, Kanunun yürürlük tarihi ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen takvim yılları için her yılın Aralık ayına göre en son temel yıllı kentsel yerler tüketimi fiyatları indeksindeki artış oranına göre arttırılacağı ve bunun 506 sayılı Yasa'nın 61. maddesinin son fıkrasına göre güncelleştirilmiş değerinin altında olmayacağı öngörülmüştür. Dilekçede, sigortalının 1.1.2000 tarihinden önceki prim ödeme gün sayıları ile bu tarihten sonraki prim ödeme gün sayıları ayrı ayrı hesaplanarak aylıkların bunların toplamından oluşmasının sigortalının aleyhine bir sonuç doğurduğu bu durumun sosyal hukuk devleti ile bağdaşmaması nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. İptali istenilen kuralla, önceki sistemde geçen hizmetlerin önceki mevzuata göre, yeni sistemde geçen hizmetlerin ise yeni mevzuata göre değerlendirilmesi ve ortaya çıkacak aylığın önceki kurallara göre hesaplanacak tutardan az olmaması öngörüldüğünden, bu düzenleme nedeniyle herhangi bir hak kaybı bulunmamaktadır. Bu nedenle, kural Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. 15- Yasa'nın 18. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 18. maddesi ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 20 nci maddesinin 20.2.1992 tarihli ve 3774 sayılı Kanunla kaldırılan (a) bendi yeniden düzenlenerek yaşlılık aylığını kazanabilmeleri için kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaşını doldurmuş olma koşulu getirilmiştir. Dava dilekçesinde, emeklilik için yaş sınırının yükseltilmesinin Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Maddenin gerekçesinde, emeklilik yaşı ile ilgili olarak 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na tabi sigortalılar için getirilen düzenlemeye koşut olarak geçici tarım işçileri için de yaşlılık aylığına hak kazanma yaşı ve aylık bağlama oranının gösterildiği belirtilmiştir. Yasa'nın 6. maddesi için belirtilen ret gerekçesi 18. madde için de geçerli olduğundan iptal isteminin reddi gerekir. 16- Yasa'nın 19. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 19. maddesiyle 2925 sayılı Yasa'nın 21 nci maddesi, "yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanan sigortalıya, 506 sayılı Kanunun 61 inci maddesinde belirtilen esaslara göre yaşlılık aylığı bağlanır" şeklinde değiştirilmiştir. Dilekçede, bu düzenlemenin Anayasa'nın 2., 5., 60. ve 61. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Yasa'nın 7. maddesi için belirtilen ret gerekçesi 19. madde için de geçerli olduğundan iptal isteminin reddi gerekir. 17- Yasa'nın 21. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 21. maddesiyle değiştirilen 2925 sayılı Yasa'nın 39. maddesinin (a) bendinde; "506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 13, 14, 15, 18, 20, 21, 22, 23, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 39, 41, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60/F, 67, 68, 70, 71, 84, 92, 93, 94, 95, 98, 99, 100, 101, 105, 109, 110, 111, 115, 116, 117, 118, 120, 121, 123, 126, 129, 130, 132, 134, 135(A), Ek 38, geçici 82 nci maddeleri" denilmektedir. Dilekçede, 2925 sayılı Yasa'nın 39. maddesinin (a) bendi kapsamına 506 sayılı Yasa'nın 20, 23, 55, 58, 67, 68, 71, Ek 38 ve geçici 82. maddelerinin alınmasıyla sigortalının yükünün ağırlaştırıldığı bunun da Anayasa'nın sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 39. maddesinde, Yasa'da aksine hüküm bulunmayan hallerde 506 sayılı Yasa'nın uygulanacak hükümleri gösterilmiştir. Bu madde kapsamına alınan 506 sayılı Yasa'nın 20, 23, 58, 68 ve 71. maddelerinde 4447 sayılı Yasa ile değişiklik yapılmamıştır. 506 sayılı Yasa'nın 55. maddesi malüllük aylığının hesaplanmasına, 67. maddesi ölüm aylığına, Ek madde 38 Yasa'ya göre bağlanan gelir ve aylıkların bir önceki aya göre TÜFE oranı kadar artırılmasına ve Geçici 82. maddesi ise, Yasa'nın yürürlüğünden önceki sigortalılara bağlanacak aylıkların nasıl hesaplanacağına ilişkin bulunmaktadır. Buna göre, Yasa'nın 5., 9. ve 17. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ilişkin gerekçeler, Yasa'nın 21. maddesiyle 2925 sayılı Kanun'un 39. maddesinin (a) bendinde yeni sisteme koşut olarak getirilen kurallar için de geçerli olduğundan iptal isteminin reddi gerekir. 18- Yasa'nın 22. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 22. maddesiyle 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu'na Geçici Madde 2 eklenmiştir. a- Eklenen Geçici Madde 2'nin (A) Bendinin İncelenmesi Başvuru dilekçesinde, kuralın Anayasa'nın sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. Maddenin (A) bendinde 13 yıl ve daha fazla sigortalı olanların en az 15 yıllık sigortalılık süresini doldurmak ve 3600 gün prim ödemek koşuluyla yaşlılık aylığından yararlanabilecekleri belirtilmiştir. Buna göre, bu Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte 13 yıl ve daha fazla sigortalılık süresi bulunanlara yaş koşulu getirilmediği, bunların önceki koşullarla emekli olabilmelerine olanak sağlandığı, böylece emeklilik hakkını elde etmelerine 2 yıl kalmış olan iştirakçilerin haklarının korunduğu anlaşılmaktadır. 4447 sayılı Yasa'nın 17. maddesinin (A) bendi için belirtilen gerekçe, Geçici Madde 2'nin (A) bendi için de geçerlidir. İptal isteminin reddi gerekir. b- Eklenen Geçici Madde 2'nin (B) Bendinin İncelenmesi Maddenin (B) bendinde, 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte sigortalı olanlardan emekliliğine 2 yıldan daha fazla kalmış olanların sigortalılık süresine göre emekli olabilecekleri yaş ve prim ödeme süreleri gösterilmiştir. 2925 sayılı Yasa'nın 20. maddesine göre, aylık bağlanabilmesi için yaş koşulu aranmadan sadece 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödenmesi koşulu aranmaktadır. Bentte yapılan düzenleme ile yaş koşulu getirilerek, 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihteki sigortalılık süresine göre, kadınlar için 41 ilâ 52 yaş, erkekler için ise 45 ilâ 56 yaş arasındaki bir aralık için de yaşlılık aylığı bağlanabileceği öngörülmüştür. Dava dilekçesinde kuralın Anayasa'nın 2., 10. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihteki sigortalılık süresine göre öngörülen yaş koşulu kademelendirilerek 506 sayılı Yasa'ya tabi sigortalılar için bu Yasa'nın 17. maddesindeki düzenlemeye benzer kural getirilmiştir. Ancak, 17. maddede olduğu gibi yapılan bu kademelendirmede de Anayasa'da öngörülen sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan olumsuzluklara yol açılmıştır. Önceki kurala göre, 18 yaşında sigortalı olan erkek iştirakçi 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödemesi koşuluyla 33 yaşında emekli olabilecek iken, yeni düzenlemeye göre, emekliliğine 2 yıldan bir gün fazla kalmış aynı iştirakçi 45 yaşında emekli olabileceğinden (45-33) 12 yıl daha beklemek zorunda bırakılmaktadır. Aynı konumda olan kadın iştirakçi ise 41 yaşında emekli olabileceğinden (41-33) 8 yıl daha bekleyecektir. Yaşlılık aylığından yararlanabilmek için sigortalılık süresi ve öngörülen yaş dilimleri arasındaki geçişin makûl, adil ve ölçülü olmadığı görülmüştür. Yasa'nın 17. maddesiyle 506 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 81 Madde'nin birinci fıkrasının (B) bendi için öngörülen Anayasa'ya aykırılık gerekçeleri bu bent için de geçerli olduğundan kuralın iptali gerekir. İtiraz konusu kuralın Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesiyle ilgisi görülmemiştir. Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ve Tülay TUĞCU bu görüşe katılmamışlardır. 19- Yasa'nın 23. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 23. maddesiyle, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 39. maddesinin (b) fıkrasının birinci paragrafı, (c, ç ve d) fıkraları ile (k) fıkrasından sonra gelen birinci paragraf değiştirilerek, maddeye bir fıkra eklenmiş ve son iki paragrafı yürürlükten kaldırılmıştır. a- 39. Maddenin (b) Fıkrasının Birinci Paragrafı ile (c), (ç) ve (d) Fıkralarının İncelenmesi Emekli Sandığı Kanunu'nun 39. maddesinin değiştirilen (b) fıkrasına göre, 25 fiili hizmet yılını dolduran iştirakçilerden kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını dolduranlara istekleri üzerine emekli aylığı bağlanacaktır. Maddenin gerekçesinde "yapılan düzenleme ile kadın, erkek arasındaki ayırım kaldırılmış ve emekliye ayrılabilmek için, 25 hizmet yılının ve kadın ise 58 erkek ise 60 yaşını doldurulması şartı getirilmiştir. Bu suretle erken yaşta emekliliğin önlenmesi ve sandığın aktüeryal dengesi üzerindeki olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amaçlanmaktadır" denilmiştir. Maddenin (c) fıkrasında, iştirakçilerden 40 ıncı madde gereğince 65 yaşını doldurdukları için haklarında yaş haddi hükümleri uygulanacak olanların kurumlarınca re'sen veya 61 yaşını bitirenlere istekleri üzerine emekli aylığı bağlanabilmesi için fiili hizmet süresinin 15 yılı doldurması zorunluluğu getirilmiştir. (ç) fıkrasına göre, emekli keseneklerinin geri verilmesine ilişkin 87. maddenin (a, b, c, d, e, g, h, i, j ve m) fıkralarında belirtilenlerden 25 fiili hizmet yılını doldurmaları koşuluyla kadın iştirakçilerin 58, erkek iştirakçilerin ise 60 yaşını doldurduklarında istekleri üzerine emekli olmaları halinde aylık bağlanacağı öngörülmüştür. (d) fıkrasında ise, 5434 sayılı Yasa'nın 88. maddesinde öngörülen 87. maddenin (a, b, c, d, e, g, h, i, j ve m) fıkralarında gösterilenlerden fiili hizmet süreleri 10 yıl ve daha fazla bulunması nedeniyle ayrılanlardan emekli kesenekleri geri verilmemiş olanların (61) yaşını doldurmaları durumunda istekleri üzerine, (b) fıkrasındaki halde ise re'sen emekli olmaları halinde fiili hizmet süresinin 15 yılı doldurması ve 61 yaşın tamamlanması koşuluyla emekli aylığı bağlanacağı belirtilmiştir. 5434 sayılı Yasa'nın 39. maddesinin (e) fıkrasında öngörülen subay ve askeri memurlarla, gedikli subay ve gedikli erbaşların ahlak noktasından hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin nedenlerinden dolayı sicilleri üzerine ve yahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca re'sen emekli edilmeleri durumunda aylık bağlanması 25 fiili hizmet yılının bitirilmesi ve 61 yaşının tamamlanması, koşuluna bağlanmış, (f) fıkrasında ise, yukarıda belirtilen (e) fıkrasında yazılı olanlar dışındakiler ahlak ve yetersizlik nedenleriyle yönetmeliğine göre sicilleri üzerine kurumlarınca re'sen emekliye sevk edilmeleri halinde de aylık bağlanabilmesi için 25 fiili hizmet yılının ve 61 yaşın tamamlanması şartı getirilmiştir. 5434 sayılı Yasa'nın 39. maddesinin (b) fıkrasının ikinci paragrafında yazılı olan seçilmiş belediye başkanları ve illerin daimi komisyon üyeleri dışında kalmak üzere 30 hizmet yılını tamamlamış olanlar kurumlarınca lüzum görüldüğünde yaş kaydı aranmaksızın re'sen emekli edilmeleri halinde de bunlara aylık bağlanabilmesi için 61 yaş koşulu öngörülmüştür. Maddede, 27.7.1967 Tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu gereğince kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevk edilenlere aylık bağlanması için 61 yaş koşulunun aranmayacağı belirtilerek bu kurala bir istisna getirilmiştir. 4447 sayılı Yasa'nın 23. maddesinin son fıkrasına göre, Emekli Sandığı Kanunu'nun 39. maddesine eklenen fıkraya göre, (b) ve (ç) fıkralarında gösterilenlerden 32. madde uyarınca fiili hizmet sürelerine zam yapılanların yaş hadlerinden, eklenilen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilecektir. Dilekçede, maddede yapılan değişiklikle kazanılmış hakların yok sayıldığı, böylece Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırılık oluştuğu ileri sürülmüştür. Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesiyle, toplum yaşamında adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeninin kurulması amaçlanmaktadır. Anayasa'nın 60. maddesinde, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu ve Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alarak teşkilatı kuracağına ilişkin kural, 65. madde ile birlikte değerlendirildiğinde, devletin bu görevi "mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde" yerine getirebileceği görülmektedir. Devlet, sosyal güvenliği sağlamak için, kurumsal bir yapılanmayı gerçekleştirmiş ise bunu korumakla da yükümlü olduğundan sosyal güvenlik kuruluşları, devletin yönetimi ve denetimi altına alınmıştır. Bu bağlamda devlet, sosyal güvenlik kuruluşlarının güçlü bir mali yapıda tutulabilmesi ve aktüeryal dengelerinin korunabilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri yapmak zorundadır. Fiili hizmet zammı, fiili hizmete eklenen bir süredir. İptali istenen kuralda ise eklenen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yaş haddinden indirileceği öngörülmektedir. Fiili hizmet zammının 8 yılı geçmemek üzere hizmet süresine eklenmesine devam edileceğinden, sigortalının herhangi bir hak kaybına uğraması söz konusu olmayacaktır. Öte yandan, 4447 sayılı Yasa'nın 26. maddesiyle 5434 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 205. Maddeye göre Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte emeklilik hakkını elde etmiş olanların kazanılmış hakları korunduğundan bu hakların ihlal edildiği yolundaki savlar da yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle ve Yasa'nın 6. maddesine ilişkin ret gerekçeleriyle kuralın iptaline ilişkin istemin reddi gerekir. 20- Yasa'nın 24. Maddesinin İncelenmesi 4447 sayılı Yasa'nın 24. maddesi ile 5434 sayılı Yasa'nın Ek 9. maddesinin birinci fıkrası değiştirilmiştir. Buna göre, Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten önce emekli, adi malüllük, vazife malüllüğü ile dul ve yetim aylığı alanların bu aylıkları Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren; Kanunun yürürlüğünden sonra bağlanacak emekli, adi malüllük, vazife malüllüğü ile dul ve yetim aylıkları ise bağlandığı tarihten sonra ki ilk memur maaş artış tarihinden itibaren her ay bir önceki aya ilişkin Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksi değişim oranına göre belirlenecektir. Dava dilekçesinde, yapılan değişiklikle yasal kesin ölçüler yerine, piyasa şartlarına dayanan yönetsel keyfi ölçüler getirilerek hukuk devleti ilkesine aykırılık oluşturulduğu ileri sürülmüştür. Anayasa'nın 128. maddesinde, Devletin kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle göreceği, memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri ile aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceği öngörülmüştür. Devlet memurlarının çalıştıkları ve emekli oldukları döneme ilişkin hak ve yükümlülükleri yasalarla düzenlenmiştir. Emekli Sandığı Kanunu'nun "Emekli Aylığı" başlıklı 41. maddesinin (a) fıkrasında; emekli, adi malüllük ve vazife malüllüğü aylıklarının hesaplanmasında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 43. maddesinde yer alan gösterge tablosu ve personel kanunlarındaki ek göstergelerin esas alınacağı belirtilmiştir. Buna göre, çalışmakta olan devlet memuru ile emekli olan memurun aylıklarının hesaplanması, yasadaki belirli oranlar gözönünde bulundurularak aynı esasa dayanılarak yapılacaktır. 5434 sayılı Yasa'nın Ek 9. maddesinin birinci fıkrasının değişikliğinden önce, eski emeklilerle yeni emekliler arasında herhangi bir eşitsizlik doğması engellenmiş iken, yeni düzenlemeyle emekli aylıklarındaki artışın gösterge ve ek göstergelerdeki artışa göre hesaplanması esasından vazgeçilerek, aylığın enflasyon oranındaki artışa göre hesaplanması kabul edilmiş, böylece çalışan memurların maaş artışı ile emekli memurların maaş artışı arasında olduğu gibi daha önce aynı görevlerde bulunan eski ve yeni emeklilerin maaşları arasında da büyük farkların ortaya çıkmasına neden olacak bir sistem getirilmiştir. Bu durum Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesini zedelemektedir. Eşitlik temeline dayanan adil bir hukuk düzeni kurmak, hukuk devletinin en önemli işlevlerinden biri olduğundan hukuksal eşitlik sağlanmadan hukuk devleti ilkesinin gerçekleşmeyeceği açıktır. Bu nedenlerle, dava konusu kural Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. 21- Yasa'nın 25. Maddesinin İncelenmesi 4447 sayılı Yasa'nın 25. maddesiyle, 5434 sayılı Yasa'nın geçici 139. maddesine üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere bir fıkra eklenmiş ve sekizinci fıkrası değiştirilmiştir. a- 5434 sayılı Yasa'nın Geçici 139. Maddesine Eklenen Fıkra Eklenen fıkraya göre, kullanılması resmi sağlık kurulu raporu ile gerekli görülen protez, ortez ve tıbbi araç ve gereç bedellerinin % 10'unun hak sahipleri tarafından ödeneceği, ödenecek miktarın bu Kanunun ek 19 uncu maddesindeki aylıklardan fazla olamayacağı ve Kanunun 64 üncü maddesi ile 3.11.1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre aylık bağlananlar hakkında bu kuralın uygulanmayacağı belirtilmektedir. Dilekçede, ödeme gücü olmayan hak sahiplerinin sağlık hizmetlerinden yararlanamamaları sonucunu doğuran kuralın Anayasa'nın 2., 5., 56. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Protez, ortez ve tıbbî araç ve gereç bedellerinin % 10'unun hak sahipleri tarafından ödeneceği ve bunun da en düşük emekli aylığını geçemeyeceğini öngören kural Yasa'nın 3., 4. ve 15. maddelerinin reddine ilişkin gerekçelerle Anayasa'ya aykırı görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir. b- 5434 sayılı Yasa'nın Geçici 139. Maddesinin Değiştirilen Sekizinci Fıkrası Yasa'nın Geçici 139. maddesinde, TC Emekli Sandığı'nca sağlanan sağlık yardımlarından kimlerin yararlanacağı ve koşulları belirlenmekte, değişik sekizinci fıkrasında ise, bu yardımdan yararlanamayacaklar gösterilmektedir. Buna göre, özel kanunları gereğince sağlık yardımından faydalananlar ile sandıktan emekli, adi malüllük veya vazife malüllüğü aylığı alanların diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi görevlerde çalışan veya bu kuruluşlardan aylık alan eşleri ve sandıktan dul aylığı alanlardan diğer sosyal güvenlik kurumlarına tabi görevde çalışan veya bu kuruluşlardan yaşlılık veya malüllük aylığı alanlar bu madde hükmünden yararlanamayacaklar, isteğe bağlı sağlık sigortasından yararlananlara ise bu hüküm uygulanmayacaktır. Dava dilekçesinde, yapılan değişiklikle bir hakkın yok edildiği, bunun da Anayasa'nın hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Sosyal güvenlik kuruluşları finansman açıklarıyla karşılaşmamak için bilimsel kurallara göre yönetilmek ve işletilmektedir. Herkesin, bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kuruluşunun sağlık yardımından yararlanmasında, sosyal güvenliğin teknik gereklerine aykırılık yoktur. Kural, farklı sosyal güvenlik kuruluşlarından aylık alan hak sahiplerini bağlı oldukları kuruluşların sağladığı olanaklardan yoksun bırakmadığı ve herhangi bir hak kaybına da neden olmadığından, Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ve Mahir Can ILICAK bu görüşe katılmamışlardır. 22- 4447 Sayılı Yasa'nın 26. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 26. maddesiyle, 5434 sayılı Yasa'ya geçici 205. ve geçici 206. maddeler eklenmiştir. a- 5434 sayılı Yasa'ya Eklenen Geçici 205. Maddenin İncelenmesi aa- Geçici madde 205'in Birinci Fıkrasının ilk Paragrafı ile (a) Bendinin İncelenmesi Birinci fıkranın ilk paragrafında, Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranlara istekleri üzerine emekli aylığı bağlanacağı belirtilerek iştirakçilerin o tarihteki emeklilik hakları saklı tutulmuştur. Bunlar için yaş sınırı aranmayacaktır. Birinci fıkranın (a) bendinde de, Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte emeklilik hizmet süresini doldurmaya 2 yıldan az kalan iştirakçilerden kadınların 38 yaşını ve 20 hizmet yılını, erkeklerin ise 43 yaşını ve 25 fiili hizmet süresini tamamlamaları durumunda istekleriyle emekli olduklarında aylık bağlanacağı belirtilmiştir. Dilekçede, kuralın Anayasa'nın sosyal hukuk devleti ilkesinin yer aldığı 2. maddesine aykırı olduğu ve kazanılmış hakları ihlal ettiği ileri sürülmüştür. Dava konusu kuralla, Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte emekliliğe hak kazanmış olanlarla emekliliğine iki yıl ve iki yıldan az kalmış olanlara emekli olabilmeleri için yaş ve hizmet süresi konularında ek bir yükümlülük getirmediğinden bunlar yönünden herhangi bir hak kaybına uğranılmamaktadır. Bu nedenle, Yasa'nın 17. maddesiyle 506 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 81. maddenin birinci fıkrasının (A) bendinin reddine ilişkin gerekçelerle kural Anayasa'ya aykırı görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir. bb- Geçici Madde 205'in (b), (c), (d), (e), (f), (g), (h), (i) ve (j) Bentlerinin İncelenmesi Bentlerde, Emekli Sandığı iştirakçilerinden Yasa'nın çıktığı tarihte emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 yıldan az kalan kadın iştirakçilere 41-51 yaş, erkek iştirakçilere ise 45-54 yaş dilimleri içinde kadınların 20, erkeklerin ise 25 fiili hizmet süresini tamamlamaları koşuluyla emekli aylığı bağlanacağı öngörülmüş, (j) bendinde ise, emeklilik hizmet sürelerini doldurmaya 10 yıldan fazla kalan iştirakçilerden kadınların 52, erkeklerin ise 56 yaşını doldurdukları tarihte kadın iştirakçilerin 20, erkek iştirakçilerin ise 25 fiili hizmet süresini tamamlamış olmaları koşuluyla istekleri üzerine emekli aylığı bağlanacağı belirtilmiştir. Dava dilekçesinde, kuralların kazanılmış hakları ihlal etmesi nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesindeki sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Emekli Sandığı iştirakçilerine aylık bağlanabilmesi için geçen hizmet süreleri ve doldurmaları gereken asgari emeklilik yaşı konusunda kademeli bir uygulama getirilmiştir. Ancak emekliliklerine 10 yıldan fazla hizmet süreleri kalanlar tek kademede gösterilmiş, böylece bir günlük hizmeti olanla 10 yıla yakın hizmeti olanlar 56 yaş koşuluna tabi tutulmuşlardır. Yasa'nın 17. maddesinin incelenmesi sırasında açıklanan dilimler arasındaki adil olmayan geçiş süreçleri, uzun aralıklar ve farklılıklar dava konusu bentlerde de aynen mevcuttur. Bu nedenle, Yasa'nın 17. maddesiyle 506 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 81. maddenin birinci fıkrasının (B) bendinin iptali için belirtilen gerekçeler bu bentler için de geçerli olduğundan iptalleri gerekir. Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ile Tülay TUĞCU bu görüşe katılmamışlardır. cc- Geçici Madde 205'in ikinci Fıkrasının İncelemesi Maddenin ikinci fıkrasında, 5434 sayılı Yasa'nın 32. maddesi uyarınca fiili hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden, eklenilen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısının indirileceği öngörülmüştür. Dava dilekçesinde kuralın, kazanılmış hakları ihlal etmesi nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine ve ayrıca 60. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. 4447 sayılı Yasa ile önceki kurallara göre emekliliğe hak kazanmasına iki yıl ve daha az süre kalanların bu hakları korunarak bunların istekleri halinde emekli olabilmeleri esası getirilmiştir. Buna karşılık, dava konusu kuralla, fiili hizmet sürelerine zam yapılanların bu maddede belirtilen yaş hadlerinden eklenilen bu sürenin üç yıldan çok olmamak üzere yarısı indirilecektir. Önceki hükümlere göre fiili hizmetlerine zam yapılanlarla yapılmayanlar arasında fiili hizmet zammı süresi kadar fark vardır. Geçiş kuralında da bu farkın korunması gerekir. 18 yaşında aynı tarihte memuriyete başlamış olan iki kişiden dört yıl fiili hizmet zammı alanın 21 yıl sonra yani 39 yaşında emekli olabilme olanağı varken, diğeri 43 yaşında emekli olacaktır. Bu dört yıllık fark geçiş kuralında da korunmalıdır. Oysa Geçici 205. maddenin ikinci fıkrası hükmüne göre fiili hizmet zammının yarısının sayılmasıyla fark 2 yıla indirilmiş olmaktadır. 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte fiili hizmet süresi zammından yararlanarak emeklilik süresini tamamlamaya 2 yıldan az kalanlarla, fiili hizmet zammı eklenmeksizin emekliliğine 2 yıldan az kalanların farklı kurallara bağlı tutulmaları hukuk güvenliğini zedelediği gibi adil olduğu da kabul edilemez. Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yasa'nın 26. maddesiyle, 5434 sayılı Yasa'nın 39. maddesine eklenen geçici 205. maddenin ikinci fıkrası Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. dd- Geçici madde 205'in üçüncü fıkrasının incelenmesi Üçüncü fıkrada ise; 5434 sayılı Yasa'nın 39. maddesinin (e) fıkrasındaki, subay ve askeri memurlarla, gedikli subay ve gedikli erbaşların ahlak noktasından, hüküm ile veya yetersizlik veya disiplin sebeplerinden dolayı sicilleri üzerine veyahut askeri mahkemelerce verilecek kararlar üzerine kurumlarınca re'sen emekli edilenler ile, (f) fıkrası kapsamındaki ahlak ve yetersizlik nedenleriyle yönetmeliğine göre sicilleri üzerine kurumlarınca re'sen emekli edilenlere de 25 fiili hizmet yılını ve maddenin yukarıda belirlenen yaş sınırlarını doldurmaları durumunda emekli aylığı bağlanacağı kabul edilmiştir. Dava dilekçesinde kuralın kazanılmış hakları ihlal etmesi nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine ve 60. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Geçici Madde 205'in (b), (c), (d), (e), (f), (g), (h), (i) ve (j) bentlerinin iptaline ilişkin gerekçeler üçüncü fıkra için de geçerlidir. Bu nedenle, üçüncü fıkranın da iptali gerekir. Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ile Tülay TUĞCU bu görüşe katılmamışlardır. b- 5434 sayılı Yasa'ya Eklenen 206. Maddenin İncelenmesi Kurala göre, 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte fiili hizmet süreleri 8 yıl ve daha fazla olan iştirakçilerin, 61 yaşını doldurmaları nedeniyle istekleri üzerine veya kurumlarınca yaş haddinden dolayı re'sen emekliye sevkedilmeleri durumunda fiili hizmet süreleri 10 yılı doldurmuş olmak şartıyla emekli aylığına hak kazanacakları kabul edilmiştir. Dava dilekçesinde, kuralın Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesine aykırılığı ileri sürülmüştür. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen "hukuk devleti" ilkesiyle adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeninin kurulması amaçlanmıştır. Sosyal hukuk devletinin, kurulup, yaşatılabilmesinin koşullarından biri de yasaların, toplum ve bireyler için adil olması ve hukuk güvenliğini zedelememesidir. Maddeye göre, 4447 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihinde 8 yıl hizmeti olanlar önceki kuralda olduğu gibi 10 yıl hizmet süresi ve 61 yaşını tamamlamaları koşuluyla emekliliğe hak kazanacaklardır. Ancak, Yasa'nın yürürlük tarihinde 8 yıldan az hizmeti olanlar, 5434 sayılı Yasa'nın 39. maddesinin (c) fıkrası ile (k) fıkrasından sonra gelen birinci paragrafındaki değişiklik gereğince 15 yıla çıkarılan hizmet süresine bağlı olacaktır. Bunların bir günlük farkla 10 yıl yerine 15 yıllık hizmet süresine tabi tutularak emeklilik için 5 yıl fazla bekletilmeleri ve 8 yıldan daha az hizmeti olanlar için bir kademelendirme öngörülmemiş olması adil ve makul bir düzenleme olarak nitelendirilemez. Öte yandan, önceki kurala göre 10 yıl sonra emekli olabileceği düşüncesiyle memuriyete girenlerden 50 yaşın üzerinde ve 8 yıldan az hizmeti olan iştirakçiler 65 yaşında zorunlu olarak görevden ayrılacaklarından bunların emekli olabilmeleri olanağı tümüyle ortadan kalkmaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural, Anayasa'nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir. 23- Yasa'nın 27. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 27. maddesi ile 2.9.1971 günlü ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun malûllük aylığının hesaplanmasına ilişkin 30. maddesi değiştirilmiştir. Buna göre, malûllük aylığı, sigortalının sigortalılık süresi içinde prim ödediği gelir basamaklarının, bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de gözönünde bulundurularak aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosu üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalamasının % 65'idir. Başka birinin sürekli bakımına muhtaç malûl sigortalıya ise % 75 oranında malûllük aylığı bağlanacaktır. Bağlanan malûllük aylığı, ayrıca gelir tablosunun son olarak değiştirildiği ay ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen her ay bir önceki aya göre, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranları kadar arttırılacaktır. Dava dilekçesinde, maddede yapılan değişiklikle, 1479 sayılı Yasa'ya göre malüllük aylığı hesabında taban aylıkları % 70'den % 65'e, tavan aylıkları ise % 80'den % 75'e düşürülerek, yönetsel ölçülere göre belirlenen TÜFE oranında artırılacağı kabul edildiği, bu durumun, aylıklarda azalmaya yol açtığı bunun da Anayasa'nın 2., 5. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. 1479 sayılı Yasa'nın sigorta primine ve aylıklara esas olan gelir basamaklarının belirlenmesine ilişkin 50. maddesi, 4447 sayılı Yasa'nın 31. maddesi ile değiştirilerek gösterge ve katsayı sisteminden vazgeçilmiş, malûllük aylığının hesaplanma yöntemini belirleyen 1479 sayılı Yasa'nın 30. maddesi de buna uygun olarak yeniden düzenlenerek malüllük aylığının hesabında esas alınan gösterge ve katsayı sistemi tümüyle değiştirilmiştir. Yasakoyucu, bağlanacak aylıkların ve bu aylıkların hesabında esas alınacak hizmet yıllarının miktar, oran ve süreleri konusunda Anayasa'da belirtilen ilkelere ve sosyal sigorta gereklerine uygun olarak adil ölçüler içinde düzenlemeler yapmak yetkisine sahiptir. 4447 sayılı Yasa'nın 39. maddesiyle 1479 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 11. maddede bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce malüllük aylığı bağlanmış olanlarla daha sonra emekli olanların aylıklarının hesabına ilişkin ayrıntılı düzenlemeler yapılarak herhangi bir hak kaybına yol açmayacak güvenceler getirilmiştir. Malüllük aylığının azaltıldığı yolundaki sav yerinde değildir. Bu nedenle, kural Anayasa'ya aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. 24- Yasa'nın 28. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 28. maddesiyle, 1479 sayılı Yasa'nın, yaşlılık aylığından yararlanma koşullarını belirleyen 35. maddesi yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, sigortalının istemde bulunduğu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması ve kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş ve 25 tam yıl sigorta primi ödemiş olmak koşuluyla yazılı istemde bulunduğunda yaşlılık aylığından yararlanabileceği belirtilmiştir. Böylece daha önce Yasa'da öngörülmeyen yaş sınırlaması getirilmiş, kadınlar için sigorta pirimi ödeme koşulu 25 tam yıla çıkarılarak erkek sigortalılarla eşitlik sağlanmıştır. Madde de, değişiklikten önce kadınlarda 50 olan yaş koşulu 60, erkeklerde ise 55 olan yaş 62'ye yükseltilerek en az 15 tam yıl prim ödenmesi koşuluyla kısmi yaşlılık aylığı bağlanacağı belirtilmiştir. Dava dilekçesinde, sigortalıların yaşlılık aylığına hak kazanabilme koşullarını ağırlaştıran kuralın Anayasa'nın 2., 5. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Yasa'nın 6. ve 23. maddelerine ilişkin ret gerekçeleri, 28. madde için de geçerli olduğundan iptal isteminin reddi gerekir. 25- Yasa'nın 29. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 29. maddesiyle, 1479 sayılı Yasa'nın yaşlılık aylığının hesaplanmasını gösteren 36. maddesi değiştirilmiştir. Buna göre yaşlılık aylığı, sigortalının sigortalılık süresi içinde aylar itibariyle prim ödediği gelir basamaklarının, bu basamaklardaki prim ödeme süreleri de gözönünde bulundurularak, aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosu üzerinden hesaplanacak ağırlıklı ortalama aylık bağlama oranı ile çarpılarak hesaplanacaktır. Aylık bağlama oranı ise, sigortalının toplam sigortalılık süresinin ilk on tam yılının her bir yılı için % 3,5, takip eden onbeş tam yılın her bir yılı için % 2 ve yirmibeş yıldan fazla her bir tam yıl içinde % 1,5 oranlarının toplamıdır. Belirtilen yöntemle hesaplanan yaşlılık aylığı, ayrıca gelir tablosunun son olarak değiştirildiği ay ile aylık başlangıç tarihi arasında geçen her ay için, Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranları kadar arttırılacaktır. Ayrıca, bağlanan yaşlılık, malûllük ve ölüm aylıklarının, her ay bir önceki aya göre Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından açıklanan en son temel yıllı kentsel yerler tüketici fiyatları indeksindeki değişim oranları kadar artırılacağı da maddenin son fıkrasında belirtilmiştir. Dava dilekçesinde, sigortalının artan oranda ödediği ek sürelerin yaşlılık aylığının hesabında düşük oranlarda etkili olmasının eşitlik ve adalet ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Önceki bölümlerde de belirtildiği gibi yaşlılık aylığı hesabında gösterge ve katsayı esasından vazgeçilerek, sigortalının gelir basamaklarında prim ödediği süreler gözetilmek suretiyle aylık başlangıç tarihinde yürürlükte bulunan gelir tablosundan bulunacak ağırlıklı ortalama esası kabul edilmiştir. Değişiklikten önce yaşlılık aylığı bağlama oranı, % 90'la sınırlandığı halde, yeni sistemde bu oran kaldırılarak aylığın % 100 oranını geçme olanağı sağlanmıştır. Yaşlılık aylığı hesabında gösterge ve katsayı sistemi yerine ağırlıklı ortalamanın esas alınması Yasa'nın 7. maddesine ilişkin bölümde de belirtildiği gibi evrensel uygulamalarda kabul edilen ve sosyal sigortacılığın teknik gereklerine uygun bir yöntem olması nedeniyle Anayasa'ya aykırılığından söz edilemez. Öte yandan, dava dilekçesinde gün, ay ve yılların ekonomik ve hukuki değerleri aynı olduğu halde aylık hesabında bu zaman birimlerine farklı oranlar uygulanması nedeniyle kuralın, eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüşse de, hukuksal durumları aynı olanların aynı kurallara bağlı tutulduğu ve değişiklikten önce de yaşlılık aylığı hesabında buna benzer oranların uygulandığı anlaşıldığından, Anayasa'nın 2., 5. ve 10. maddelerine aykırılık görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir. 26- Yasa'nın 30. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 30. maddesiyle, 1479 sayılı Yasa'nın ölüm aylığının hesaplanmasını düzenleyen 42. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri değiştirilmiş ve (e) bendi yürürlükten kaldırılmıştır. Sigortalıların ölümü halinde, hak sahiplerine bağlanacak aylığın saptanmasında (a) bendine göre, sigortalının almakta olduğu malüllük veya yaşlılık aylığının esas tutulacağı öngörülmüştür. Dava dilekçesinde, kuralın, sigortalının ölümü halinde hak sahiplerine ödenecek aylığın hesaplanmasını aleyhte etkilemesi nedeniyle Anayasa'nın 2, 5. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Anayasa'nın 2., 5. ve 60. maddelerinde, adalete ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeninin kurulması, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunun sağlanması ve herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olması Devletin görevleri arasında sayılmıştır. Hak sahiplerine bağlanacak ölüm aylığı hesaplanırken sigortalının almakta olduğu malüllük veya yaşlılık aylığının esas tutulacağına ilişkin dava konusu kural herhangi bir hak kaybına neden olmadığından Anayasa'nın 2., 5. ve 60. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. Öte yandan, 4447 sayılı Yasa'nın 30. maddesiyle değiştirilen 1479 sayılı Yasa'nın 42. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 21.10.2000 gününde yayımlanan, 24.8.2000 günlü ve 619 sayılı "Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname"nin 20. maddesiyle dava açıldıktan sonra değiştirilmiştir. Bu nedenle, konusu kalmayan (d) bendine ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer yoktur. Yasa'nın yürürlüğe girmesinden sonra sigortalının ölümü halinde bağlanacak olan ölüm aylığı miktarının kısmi aylıktan tam aylığa çıkarılması nedeniyle (e) bendinin yürürlükten kaldırılması Anayasa'ya aykırı görülmediğinden buna ilişkin iptal isteminin de reddi gerekir. 27- Yasa'nın 35. Maddesinin İncelenmesi 1479 sayılı Yasa'nın "sağlık sigortasından faydalanma şartları" başlıklı Ek Madde 12'yi değiştiren 35. maddesi dava açıldıktan sonra, 21.10.2000 gününde yayımlanan, 24.8.2000 gün ve 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 29. maddesi ile değiştirildiğinden konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer yoktur. 28- Yasa'nın 36. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 36. maddesiyle 1479 sayılı Yasa'nın Ek 13. maddesinin son fıkrası değiştirilmiş ve maddeye bir fıkra eklenmiştir. a- Ek 13. Maddenin Değiştirilen Son Fıkrası 1479 sayılı Yasa'nın "sağlık yardımının kapsamı" başlıklı Ek Madde 13'ün son fıkrasında ayakta yapılan tedavilerde poliklinik muayene ücretinin ve verilen ilaç bedellerinin % 20'sinin sigortalı ve hak sahipleri, % 10'unun aylık alanlar ve hak sahipleri tarafından karşılanacağı, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu verilecek olanlar hariç, protez, araç ve gereç bedellerinin % 20'sinin sigortalı ve hak sahipleri, % 10'unun ise aylık alanlar ve hak sahipleri tarafından ödeneceği ancak, katkı payı tutarının sigortalılarda birinci gelir basamağının bir buçuk katını, aylık alanlarda ise birinci gelir basamağının % 65'ini geçemeyeceği belirtilmekte, 3.11.1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamına girenlerden ise katkı payı alınmayacağı öngörülmektedir. Dava dilekçesinde, kuralın Anayasa'nın 2., 5., 56. ve 60. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. Yasa'nın 3., 4., 15. ve 25. maddelerinde belirtilen gerekçeler dava konusu Ek 13. Maddenin değiştirilen son fıkrası için de geçerli olduğundan istemin reddi gerekir. b- Ek 13. Maddeye Eklenen Fıkra Maddeye eklenen son fıkrada, "Ağız protezleri hariç, sigortalının bu Kanuna tabi sigortalılığının başladığı tarihten önce, sigortalı ve hak sahiplerinde mevcut olduğu tespit edilen hastalık ve arızalardan dolayı bedeli Kurumca karşılanacak olan ortez ve protezler ek 18'inci maddeye göre hazırlanacak yönetmelikle belirlenir" denilmiştir. Dava dilekçesinde, sosyal güvenlik kurumlarından yararlananların, sağlık yardımlarının azaltılmasının Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Anayasa'nın 7. maddesinde yasama yetkisinin TBMM'ne ait olduğu ve bunun devredilemeyeceği öngörülmüştür. Buna göre, yasama organı anayasal sınırlar içinde kalmak koşuluyla her konuda düzenleme yapabilir. Ancak Yasa'da temel esaslar konmadan ölçüsü ve sınırı belirlenmeden yürütme organına yetki verilmesi yasama yetkisinin devri anlamına geleceğinden 7. maddeye aykırılık oluşturur. Bu nedenle, sağlık yardımlarından kimlerin yararlanacağının yasada açıkça gösterilmesi gerekirken iptali istenen fıkra ile 1479 sayılı Yasa'nın Ek 18. maddesindeki esas ve usullere göre yönetmelikle belirleneceğinin öngörülmesi, yetki devri niteliği taşımaktadır. Kural Anayasa'nın 7. maddesine aykırıdır. İptali gerekir. Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ve Ahmet AKYALÇIN bu görüşe katılmamışlardır. 29- Yasa'nın 38. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 38. maddesiyle 1479 sayılı Yasa'ya eklenen "Sosyal güvenlik destek primi" başlıklı Ek Madde 20'ye göre, yaşlılık aylığı bağlananlardan 24 üncü maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen çalışmalarına devam edenlerin veya daha sonra çalışmaya başlayanların, sosyal yardım zammı dahil tahakkuk eden aylıklarından, aylığın bağlandığı veya tekrar çalışmaya başlanıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil % 10 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir. Aylıklarından sosyal güvenlik destek primi kesilmesi gerekenlerden bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce aylık bağlananlar Kanun'un yayımını, daha sonra tekrar çalışmaya başlayanlar ise çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde kuruma yazılı bildirimde bulunmak zorundadırlar. Bu süre içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlardan sosyal güvenlik destek primi, gecikmeli bildirimde bulunulan veya Kurumca tespit edilen tarihe kadar 53. maddeye göre hesaplanacak gecikme zammı ile birlikte tahsil edilir. Birikmiş sosyal güvenlik destek primi ve gecikme zamlarının ödenmemesi halinde aylıklardan yapılacak kesintiler aylık tutarının % 25'ini geçemez. Sosyal güvenlik destek primi ödenmiş süreler, sigortalılık süresi olarak değerlendirilemez. Ödenen primler 39. madde hükmüne göre toptan ödeme olarak iade edilmez ve bu sürelerle ilgili olarak 24.5.1983 tarih ve 2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun hükümleri uygulanmaz. Dava dilekçesinde kuralın, Anayasa'nın 2. maddesindeki sosyal hukuk devleti ve 60. maddedeki sosyal güvenlik ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Sosyal güvenlik destek primi uygulanmasına 4447 sayılı Yasa'nın Ek 20. maddesinin yürürlüğe girmesiyle başlanmıştır. Yaşlılık aylığı almakta iken yeniden çalışmaya devam edenlerin aylıklarından "sosyal güvenlik destek primi" kesilmesi, sosyal devlet ilkesinin gerçekleştirilebilmesi için sosyal sigortacılık faaliyetinin sürdürebilmesine yönelik bir uygulamadır. Sigortalıların sosyal güvenlik kuruluşlarından yararlanma koşullarının iyileştirilmesi bu bağlamda adı geçen kuruluşlara mali katkıda bulunulması amacıyla, emekli aylığı almakta iken çalışmaya devam edenler veya daha sonra çalışmaya başlıyarak kazanç elde edenlerden "sosyal güvenlik destek primi" alındığı anlaşılmaktıdır. Anayasa'nın 2. maddesindeki hukuk devleti ilkesiyle toplum yaşamında eşitlik temeline dayanan adil bir hukuk düzeni kurulması amaçlanmıştır. Anayasa'nın 60. maddesinde öngörülen herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğuna ilişkin kuralla devlete verilen görevin, 65. maddede belirtildiği biçimde "mali kaynakların yeterliliği ölçüsünde" yerine getirilebileceği açıktır. Devlet sosyal güvenliği sağlamak için, kurumsal bir yapılanmayı gerçekleştirmiş ise, bunu korumak ve geliştirmekle yükümlüdür. "Sosyal güvenlik destek primi" kesintisinin, devletin ödediği sosyal yardım zammının da dahil edildiği aylıklardan yapılması bir hak kaybı olarak nitelendirilemez. Açıklanan nedenlerle, 4447 sayılı Yasa'nın 38. maddesiyle 1479 sayılı Yasa'ya eklenen Ek Madde 20 Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. Ali HÜNER ve Mahir Can ILICAK "sosyal yardım zammı dahil" ibaresinin iptali gerektiği gerekçesiyle bu görüşe katılmamışlardır. 30- Yasa'nın 39. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 39. maddesiyle, 1479 sayılı Yasa'ya Geçici 10, Geçici 11 ve Geçici 12. maddeler eklenmiştir. a- 1479 Sayılı Yasa'ya Eklenen Geçici Madde 10'un İncelenmesi Geçici Madde 10'da 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte 1479 sayılı Yasa'ya tabi sigortalı olanlara yaşlılık aylığı bağlanabilmesinin koşulları düzenlenmiştir. aa- Geçici Madde 10'un Birinci Fıkrası Buna göre, 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki kurallara göre yürürlük tarihinden sonraki aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki yıl veya daha az süre kalan sigortalıların tam veya kısmi yaşlılık aylığı isteyebilecekleri belirtilmiştir. Yasa'nın 17. maddesiyle 506 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 81. Maddenin birinci fıkrasının (A) bendine ilişkin gerekçeler, Geçici Madde 10'un birinci fıkrası için de geçerli olduğundan iptal isteminin reddi gerekir. bb- Geçici Madde 10'un İkinci Fıkrası Buna göre, 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte sigortalı olup, emekliliklerine 2 ilâ 10 yıldan fazla kalanlardan kadınların 20, erkeklerin ise 25 tam yıl prim ödemeleri koşuluyla kadınların 41-52, erkeklerin ise 45-56 yaşlarını doldurduklarında kendilerine yaşlılık aylığı bağlanacağı öngörülmüştür. Yasa'nın 17. maddesiyle 506 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici Madde 81'in Birinci Fıkrasının (B) Bendinin iptaline ilişkin gerekçeler Geçici Madde 10'un ikinci fıkrası için de geçerli olduğundan kuralın iptali gerekir. Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ile Tülay TUĞCU bu görüşe katılmamışlardır. cc- Geçici Madde 10'un Üçüncü Fıkrası Fıkraya göre, 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğünden önce sigortalı olup ta 15 tam yıl prim ödeme süresini dolduranlardan kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını dolduranlarla Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki aybaşı itibariyle prim ödeme koşulunu belirli süreler içinde yerine getirmek ve kadınların 51-56, erkeklerin ise 56-58 yaşlarını doldurmaları halinde kısmi yaşlılık aylığı bağlanacağı öngörülmüştür. Dava dilekçesinde, Geçici Madde 10'un, halen çalışmakta olan sigortalıların kazanılmış haklarını ihlâl etmesi nedeniyle Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan "sosyal hukuk devleti" ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Fıkrada Yasa'nın yürürlüğünden önce kısmi yaşlılık aylığına hak kazanmış olanlarla, emekliliklerine 2 yıl veya daha az kalmış olanların hakları saklı tutularak kayıpları önlenmiş, emeklilik sürelerine 2 yıldan fazla kalanların 15 yıllık prim ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeleri koşuluyla, emeklilik için kalan sürelerinin dikkate alınarak yaş sınırlarının kademelendirilmesi esası getirilmiştir. Bu düzenleme ile hukuk devletinde gözetilmesi gereken adil ve makul ölçüler aşılmadığından kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir. b- 1479 Sayılı Yasa'ya eklenen Geçici Madde 11'in İncelenmesi Bu maddenin birinci fıkrasına göre, Yasa'nın yürürlüğünden önce bağlanan malûllük, yaşlılık ve ölüm aylıkları, Yasa'nın yürürlüğünden önce ödenen son aylık tutarları esas alınmak suretiyle 36 ncı maddenin son fıkrası hükmüne göre artırılarak ödenecektir. Maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında, 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihte sigortalı olanlardan henüz aylık bağlanmasına hak kazanamamış olanların yaşlılık aylığını hak ettiklerinde bunun nasıl hesaplanacağı gösterilmiştir. Buna göre söz konusu aylıklar, 4447 sayılı Yasa'nın yürürlük tarihinden önceki sürelerle orantılı olarak eski hükümlere göre hesaplanacak miktar ile Yasa'nın yürürlük tarihinden sonraki sürelerle orantılı olarak yeni hükümlere göre hesaplanacak tutarın toplamından oluşacaktır. Toplam sigortalılık süresi esas alınarak eski hükümlere göre hesaplanacak aylık, Yasa'nın yürürlük tarihi ile aylığın başlangıç tarihi arasındaki her takvim yılı için Devlet İstatistik Enstitüsünce yayımlanan enflasyon yıllık değişim oranlarıyla arttırılmış tutarından da az olmayacaktır. Son fıkrada ise, Yasa'nın yürürlük tarihinden önce sigortalı olanlara bağlanacak malûllük ve ölüm aylıklarının, sigortalının bu Yasa'nın yürürlüğünden sonra da sigortalılık süresi bulunması durumunda bu süreler esas alınarak hesaplanacağı belirtilmektedir. Dava dilekçesinde, kuralın Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırılığı ileri sürülmüştür. Geçici Madde 11'de hak kayıplarının önlenmesi amacıyla sigortalının önceki sisteme göre geçirilen sigortalılık süreleri o tarihteki yasalara göre, yeni sistemin yürürlüğünden sonraki süreleri ise 4447 sayılı Yasa ile belirlenen esasa göre değerlendirilerek bulunacak aylığının, önceki yasal duruma göre hesaplanan aylık tutarından az olmayacağı belirtilmiştir. Bu durumda, adil ve eşitliğe uygun bir hukuk düzeninin gerçekleştirilmesini amaçlayan ve herkesin sosyal güvenlik hakkını sağlamakla yükümlü olan hukuk devletinde sigortalıların hak kaybına uğramamaları koşuluyla yeni düzenlemeler getirilmesinde Anayasa'nın 2. ve 60. maddelerine aykırılık yoktur. İptal isteminin reddi gerekir. c- 1479 sayılı Yasa'ya Eklenen Geçici Madde 12'nin İncelenmesi aa- Geçici 12. Maddenin Birinci Fıkrası Maddenin birinci fıkrasında, Yasa'nın yürürlük tarihinden sonra prim ve aylıkların hesaplanmasında, Yasa'nın 50 nci maddesindeki esaslara göre belirleme yapılıncaya kadar, kanunun yayımı tarihinden önceki kurallara göre saptanacak yirmidört basamaklı gösterge tablosunun uygulanmasına devam edileceği belirtilmiştir. Dava dilekçesinde, gelir basamaklarının hesaplanmasında Yasa'nın yürürlüğünden önce sigortalı olanlara da yeni esasların uygulanacağının kabul edilmesinin Anayasa'nın sosyal hukuk devleti ilkesine ilişkin 2. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Toplum yaşamında adil ve eşitliğe dayalı bir hukuk düzeni kurmak ve bu düzeni sürdürmekle yükümlü sosyal hukuk devletinde, yasaların içerdiği kurallar için yürürlük tarihinden önce ve sonrasına yönelik hak kaybını önleyici ve hukuksal boşluk doğmamasını sağlayacak geçiş hükümleri getirilmesi doğaldır. Bu nedenle, Geçici 12. Maddenin birinci fıkrası Anayasa'nın 2. maddesindeki sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir. bb- Geçici Madde 12'nin İkinci Fıkrası 1479 sayılı Yasa'nın geçici 12. maddesinin ikinci fıkrası, 31.5.2000 gün ve 4571 sayılı "Sosyal Sigortalar Kanunu, Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile İşsizlik Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 2. maddesiyle değiştirilmiştir. Konusu kalmayan istem hakkında karar verilmesine yer yoktur. 31- Yasa'nın 40. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 40. maddesiyle, 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun, yaşlılık aylığından yararlanma koşullarını düzenleyen 17. maddesi değiştirilmiştir. Buna göre, sigortalının, yazılı istemde bulunması ve bu tarihte prim ve her türlü borçlarını ödemiş olması ayrıca 25 tam yıl sigorta primi ödeyen kadınların 58, erkeklerin ise 60 yaşını doldurması koşuluyla yaşlılık aylığından yararlanabileceği kurala bağlanmıştır. Maddede en az 15 tam yıl prim ödeyen sigortalılardan kadın ise 60, erkek ise 62 yaşını dolduranlara da kısmî yaşlılık aylığı bağlanacağı belirtilmiştir. Böylece emekli olabilmek için daha önce öngörülmeyen yaş koşulu getirilmiş, kadınlar için sigorta primi ödeme koşulu 25 tam yıla çıkarılarak erkek sigortalılarla eşitlik sağlanmıştır. Dava dilekçesinde kuralın yaşlılık aylığından yararlanma koşullarını ağırlaştırması nedeniyle sosyal hukuk devletine aykırılığı ileri sürülmüştür. Yasa'nın 6. ve 23. maddelerinde belirtilen gerekçeler bu madde içinde geçerli olduğundan iptal isteminin reddi gerekir. 32- Yasa'nın 41. Maddesinin İncelenmesi Yasa'nın 41. maddesiyle, 2926 sayılı Yasa'nın prim oranı ve hesaplanmasına ilişkin 31. maddesi değiştirilerek malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi, sigortalının seçtiği veya intibak ettirildiği gelir basamağının % 20'si olarak belirlenmiştir. Dava dilekçesinde, % 15 olan prim oranının % 20 ye çıkarılmasının sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Anayasa'nın 60. maddesinde herkesin sosyal güvenlik hakkına sahip olduğu belirtilmiş ve Devletin bu güvenliği sağlayacak gerekli önlemleri alarak örgütleri kuracağı açıklanmıştır. Bu görev 65. maddeye göre Devletin "mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde" yerine getirilecektir. Devlet, sosyal güvenliği sağlamak için, kurumsal bir yapılanmayı gerçekleştirmişse, bunu korumak ve geliştirmekle de yükümlüdür. Katkılı sosyal güvenlik rejimlerinde, sosyal riskleri karşılamak için gereken kaynak, önemli ölçüde primlerle karşılanmaktadır. Anayasa'da belirtilen ilkelere ve sosyal sigorta gereklerine uygun ve adil ölçüler içinde prim miktar ve oranlarının saptanması yasakoyucunun takdirindedir. Bilimsel veriler ve aktüeryal hesaplar gözönünde bulundurulmak suretiyle prim oranının % 20 olarak sağlanmasında adil ve makul ölçülerin gözetildiği anlaşıldığından dava konusu 41. madde Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır. İptal isteminin reddi gerekir. 33- Yasa'nın 44. Maddesinin İncelenmesi 44. maddeyle 2926 sayılı Yasa'ya Geçici 7. ve Geçici 8. Maddeler eklenmiştir. a- 2926 sayılı Yasa'ya Eklenen Geçici Madde 7'nin İncelenmesi aa- Geçici Madde 7'nin Birinci Fıkrası Fıkrada, 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihten önceki kurallara göre yürürlük tarihinden sonraki aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az süre kalan sigortalıların, tam veya kısmi yaşlılık aylığı isteyebilecekleri belirtilmiştir. 4447 sayılı Yasa'nın 17. maddesiyle 506 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 81. maddenin birinci fıkrasının (A) bendine ilişkin gerekçe, 2926 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 7. maddenin birinci fıkrası içinde geçerli olduğundan iptal isteminin reddi gerekir. bb- Geçici Madde 7'nin İkinci Fıkrası Fıkraya göre, daha önce sigortalı olup ta 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle kadın ise 20, erkek ise 25 tam yıl prim ödeme süresinin dolmasına 2 ilâ 10 yıl kalanlar kademelendirilmiş, kademesine göre kadınlar için 41 ilâ 51, erkekler için 45 ilâ 54 arası yaş koşulu getirilmiş, 10 yıldan fazla kalanların ise kadınlarda 52, erkeklerde 56 yaşını doldurmaları ve kadın ise 20, erkek ise 25 tam yıl prim ödemeleri halinde yaşlılık aylığı bağlanacağı öngörülmüştür. Yasa'nın 17. maddesiyle 506 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici Madde 81'in birinci fıkrasının (B) bendine ilişkin gerekçe, Geçici 7. maddenin ikinci fıkrası için de geçerli olduğundan kuralın iptali gerekir. Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ve Tülay TUĞCU bu görüşe katılmamıştır. cc- Geçici Madde 7'nin Üçüncü Fıkrası Fıkra ile, 4447 sayılı Yasa'nın yürürlüğünden önce sigortalı olup, 15 tam yıl prim ödeme süresini dolduranlardan kadın ise 50, erkek ise 55 yaşını dolduranlarla Yasa'nın yürürlüğe girdiği aybaşı itibariyle prim ödeme koşulunu belirli süreler içinde yerine getirerek kadınların 51 ilâ 56, erkeklerin ise 56 ilâ 58 yaşlarını doldurmaları halinde yaşlılık aylığı bağlanacağı öngörülmüştür. Yasa'nın 39. maddesiyle 1479 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici Madde 10'un üçüncü fıkrası için belirtilen ret gerekçeleri, 44. maddeyle 2926 sayılı Yasa'ya eklenen Geçici 7. maddenin üçüncü fıkrası için de geçerli olduğundan iptal istemin reddi gerekir. b- 2926 sayılı Yasa'ya Eklenen Geçici Madde 8'in İncelenmesi Geçici Madde 8'e göre, sigortalıların 2926 sayılı Yasa'nın 36'ncı madde hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar olan prim borçlarının, değişiklikten önceki kurallara göre hesap ve tahsil edileceği belirtilmiştir. Dava dilekçesinde, getirilen düzenleme ile kazanılmış hakların ihlal edildiği, bu nedenle kuralın Anayasa'nın 2. maddesindeki sosyal hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. 4447 sayılı Yasa'nın 42. maddesiyle 2926 sayılı Yasa'nın 36. maddesinin ikinci fıkrası değiştirilerek sigortalıların süresi içinde ve tam ödenmeyen prim borçlarına, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'la belirlenen gecikme zammı oranlarının uygulanacağı öngörülmüştür. Geçici Madde 8 ile, değişiklikten önceki prim borçlarının önceki kurallara göre hesap ve tahsil edileceği belirtilerek kuralın geçmişe yürütülmesi engellenerek adil ve makul ölçülerin gözetilmesi sonucu sigortalılara ek yükümlülük getirilmediği anlaşıldığından, kural Anayasa'nın 2. maddesine aykırı görülmemiştir. İptal isteminin reddi gerekir. 34- Yasa'nın 56. Maddesinin İncelenmesi 4447 sayılı Yasa'nın 56. maddesiyle 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu, 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu, 2.9.1971 tarihli ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigorta Kurumu Kanunu ve 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nda yapılan değişikliklere koşut olarak kimi ifade, rakam ve oranlarda zorunlu değişiklikler yapılmıştır. Dava dilekçesinde, yapılan değişikliklerin çalışmakta olanları hak kaybına uğratması nedeniyle sosyal hukuk devletine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Yasa'nın Anayasa'ya aykırı olmadığı sonucuna varılan kimi kurallarına koşut düzenlemeler içeren dava konusu 56. madde aynı gerekçelerle Anayasa'ya aykırı bulunmamıştır. İptal isteminin reddi gerekir. V- İPTAL HÜKMÜNÜN YÜRÜRLÜĞE GİRECEĞİ GÜN SORUNU Anayasa'nın 153. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 53. maddesi uyarınca; kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümleri, iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı gün yürürlükten kalkar. Ancak, Anayasa Mahkemesi, iptal kararı ile doğacak hukuksal boşluğu, kamu düzenini tehdit veya kamu yararını ihlal edici nitelikte görürse, boşluğun doldurulması için iptal kararının yürürlüğe gireceği günü ayrıca kararlaştırabilir. 25.8.1999 günlü ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 17., 22., 26., 39. ve 44. maddelerinin kimi kurallarının iptali sonucunda meydana gelen hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte olduğundan, bu kurallara ilişkin iptal hükmünün, kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür. VI- SONUÇ 25.8.1999 günlü, 4447 sayılı "İşsizlik Sigortası Kanunu"nun: 1- "Başlığı"nın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 2- 3. maddesiyle 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 32. maddesinin; A- (B) bendine eklenen alt bendin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, B- Sonuna eklenen fıkra, 24.8.2000 günlü, 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 58. maddesiyle değiştirildiğinden konusu kalmayan istem hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 3- 4. maddesiyle değiştirilen 506 sayılı Kanun'un 36. maddesinin (B) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 4- 5. maddesiyle değiştirilen 506 sayılı Kanun'un 55. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 5- 6. maddesiyle değiştirilen 506 sayılı Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 6- 7. maddesiyle değiştirilen 506 sayılı Kanun'un 61. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 7- 8. maddesiyle 506 sayılı Kanun'un 63. maddesine (B) fıkrasının birinci bendinden sonra gelmek üzere eklenen bendin, Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Ali HÜNER ile Mahir Can ILICAK'ın "sosyal yardım zammı dahil" ibaresinin iptali gerektiği yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 8- 9. maddesiyle 506. sayılı Kanun'un 67. maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin değiştirilen ( c ) alt bendi, yürürlükten kaldırılan ( d ) alt bendi, (B), (D) ve (E) bentleri ile ( C ) bendinin (B) bendi olarak değiştirilmesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 9- 10. maddesiyle değiştirilen 506 sayılı Kanun'un 78. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 10- 12. maddesiyle değiştirilen 506 sayılı Kanun'un 85. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi ile yürürlükten kaldırılan (b) alt bendinin ve ( c ) alt bendinin (b) alt bendi olarak değiştirilmesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 11- 13. maddesiyle değiştirilen 506 sayılı Kanun'un 96. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 12- 15. maddesiyle 506 sayılı Kanun'un Ek 24. maddesinin (a) fıkrasının yürürlükten kaldırılan ikinci bendinin ve Ek 32. maddesine birinci fıkradan sonra gelmek üzere eklenen fıkraların Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 13- 16. maddesiyle 506 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 39 da yer alan "... beş yıldan çok olmamak üzere..." ibaresinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 14- 17. maddesiyle 506 sayılı Kanun'a eklenen; A- Geçici madde 81'in birinci fıkrasının, a- (A) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, b- (B) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ile Tülay TUĞCU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, c- ( C ) bendinin, aa- (a) alt bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, bb- (b) alt bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ile Tülay TUĞCU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, B- Geçici Madde 82'nin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 15- 18. maddesiyle yeniden düzenlenen 17.10.1983 günlü, 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 20. maddesinin 20.2.1992 günlü, 3774 sayılı Yasa ile kaldırılan (a) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 16- 19. maddesiyle değiştirilen 2925 sayılı Kanun'un 21. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 17- 21. maddesiyle değiştirilen 2925 sayılı Kanun'un 39. maddesinin (a) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 18- 22. maddesiyle 2925 sayılı Kanun'a eklenen Geçici Madde 2'nin; A- (A) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, B- (B) bendinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ile Tülay TUĞCU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 19- 23. maddesiyle değiştirilen 8.6.1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 39. maddesinin, (b) fıkrasının birinci paragrafı, ( c, ç ve d) fıkraları, (k) fıkrasından sonra gelen birinci paragrafı ve maddeye eklenen fıkra ile yürürlükten kaldırılan son iki paragrafın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 20- 24. maddesiyle değiştirilen 5434 sayılı Kanun'un Ek 9. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE, 21- 25. maddesiyle 5434 sayılı Kanun'un Geçici 139. maddesinin; A- Üçüncü fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, B- Değiştirilen sekizinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Samia AKBULUT, Yalçın ACARGÜN, Sacit ADALI, Ali HÜNER ile Mahir Can ILICAK'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 22- 26. maddesiyle 5434 sayılı Kanun'a eklenen; A- Geçici Madde 205'in, a- Birinci fıkrasının "....Kadın iştirakçilerden 20, erkek iştirakçilerden 25 fiili hizmet yılını dolduranların istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır." biçimindeki ilk paragrafı ile (a) bendine ilişkin iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, b- (b), ( c ), (d), (e), (f), (g), (h). (i) ve (j) bentlerinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ile Tülay TUĞCU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, c- Birinci fıkrasının "....Doldurmaları ve kadın iştirakçinin 20, erkek iştirakçinin 25 fiili hizmet süresini tamamlamaları halinde istekleri üzerine emekli aylığı bağlanır." biçimindeki bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, d- İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE, e- Üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ile Tülay TUĞCU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, B- Geçici Madde 206'nın Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, OYBİRLİĞİYLE, 23- 27. maddesiyle değiştirilen 2.9.1971 günlü, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 30. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 24- 28. maddesiyle değiştirilen 1479 sayılı Kanun'un 35. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 25- 29. maddesiyle değiştirilen 1479 sayılı Kanun'un 36. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 26- 30. maddesiyle 1479 sayılı Kanun'un 42. maddesinin birinci fıkrasının; A- Değiştirilen (a) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, B- Değiştirilen (d) bendi, 24.8.2000 günlü, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 20. maddesiyle değiştirildiğinden konusu kalmayan istem hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE, C- Yürürlükten kaldırılan (e) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 27- 35. maddesiyle değiştirilen 1479 sayılı Kanun'un Ek 12. maddesi 24.8.2000 günlü, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 29. maddesiyle değiştirildiğinden konusu kalmayan istem hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE, 28- 36. maddesiyle 1479 sayılı Kanun'un Ek 13. maddesinin; A- Değiştirilen son fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, B- Sonuna eklenen fıkranın Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY, Tülay TUĞCU ile Ahmet AKYALÇIN'ın karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 29- 38. maddesiyle 1479 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 20'nin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, Ali HÜNER ile Mahir Can ILICAK'ın "sosyal yardım zammı" dahil ibaresinin iptali gerektiği yolundaki karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, 30- 39. maddesiyle 1479 sayılı Kanun'a eklenen; A- Geçici Madde 10'un, a- Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, b- İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ile Tülay TUĞCU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, c- Üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, B- Geçici Madde 11'in Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, C- Geçici Madde 12'nin, a- Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, b- İkinci fıkrası 31.5.2000 günlü, 4571 sayılı Yasa'nın 2. maddesiyle değiştirildiğinden konusu kalmayan istem hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE, 31- 40. maddesiyle değiştirilen 17.10.1983 günlü, 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 17. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 32- 41. maddesiyle değiştirilen 2926 sayılı Kanun'un 31. maddesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 33- 44. maddesiyle 2926 sayılı Kanun'a eklenen; A- Geçici Madde 7'nin, a- Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, b- İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Mustafa BUMİN, Fulya KANTARCIOĞLU, Ertuğrul ERSOY ile Tülay TUĞCU'nun karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA, c- Üçüncü fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, B- Geçici Madde 8'in Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE, 34- 56. maddesiyle 506, 2925, 5434, 1479 ve 2926 sayılı kanunların kimi maddelerinde yapılan değişikliklerin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE; 25.8.1999 günlü, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu'nun 17., 22., 26., 39. ve 44. maddelerinin iptal edilen kurallarının doğuracağı hukuksal boşluk kamu düzenini tehdit ve kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 1 53. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa'nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince bu kurallara ilişkin İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE, OYBİRLİĞİYLE, 23.2.2001 gününde karar verild
Sonuç: Esas - İptal Resmî Gazete: 2001-11-23 · 24592