Karar metni
Kaynak sistemden alınan tam metin, değiştirilmeden gösterilir.
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 53.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1280 KARAR NO : 2026/68 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/07/2021 NUMARASI : 2018/448 Esas, 2021/527 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak KARAR TARİHİ : 21/01/2026 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : I.DAVA Davacı vekili, davacı/karşı davalı tarafından davalı/karşı davacıdan; 17/08/2015 tarihli sözleşmeler kapsamında ... A.Ş.’nin ... İnşaatı’nın 24/11/2016 tarihinde, ... A.Ş. ... İnşaatı’nın ise 26/09/2016 tarihinde tam ve eksiksiz olarak tamamlanarak teslim edildiğini, geçici kabullerinin yapıldığını, buna rağmen hakedişlerden kaynaklanan nakit teminat kesintisi ile açık hesap bakiyesinden oluşan toplam 453.165,07 TL alacağın ödenmediğini ileri sürerek alacak talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Davalı/karşı davacı taraf, davaya verdiği cevap ve açtığı karşı davada; davacı/karşı davalı ile akdedilen sözleşmede işe başlama tarihinin 20/08/2015 olarak belirlendiğini, sözleşmeye göre işin 130 iş günü içinde tamamlanarak teslim edilmesi gerektiğini, bu kapsamda iş bitirme ve teslim tarihinin 28/12/2015 olduğunu, ancak işin 266 gün gecikmeyle 19/09/2016 tarihinde teslim edildiğini ileri sürmüştür. Sözleşmenin 38. maddesi uyarınca gecikilen her gün için sözleşme bedelinin %1’i oranında gecikme cezası uygulanmasının kararlaştırıldığını, bu çerçevede ... A.Ş.’ye ait ... İnşaatı bakımından 1.223.600,00 TL, ... A.Ş.’ye ait ... İnşaatı bakımından ise 718.200,00 TL gecikme cezası hesaplandığını, bu nedenle davacı şirketten alacaklı olduklarını, gecikme cezaları sebebiyle davalı/karşı davacının davacı/karşı davalı ... Ltd. Şti.’nden toplam 1.488.584,91 TL alacaklı bulunduğunu ileri sürerek karşı davayı ikame etmiştir. Karşı davalı/asıl dava davacısı, karşı davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 17/08/2015 tarihli anahtar teslim götürü bedel sözleşmeleri kapsamında asıl dava yönünden açık hesap bakiyesi ile %5 oranındaki nakit teminat kesintisinin iadesine, karşı dava yönünden ise gecikme cezası (cezai şart) talebine ilişkin olduğu, götürü bedelli işlerde hak edişin gerçekleşen imalat oranına göre belirleneceği, eser sözleşmesinde teslimin ispat yükünün yüklenicide, bedelin ödendiğinin ispat yükünün iş sahibinde bulunduğu, ticari defter ve kayıtların HMK m.222 kapsamında kesin delil niteliğinde olabileceği kabul edilerek dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, yapılan incelemelerde tarafların cari hesap ve teminat kesintileri yönünden bakiye konusunda mutabık oldukları, yüklenicinin açık hesap bakiyesi ile teminat kesintileri toplamı bakımından alacaklı bulunduğu ve 31/12/2016 tarihli geçici kabul tutanaklarıyla işlerin eksiksiz ve kusursuz şekilde tamamlandığının tespit edildiği, bu nedenle sözleşme hükümleri uyarınca nakit teminat kesintilerinin iade şartlarının oluştuğu; karşı dava yönünden ise, davalı-karşı davacı tarafından eksik ve kusurlu işlere ilişkin yazılarla süre verilmiş olmakla birlikte, 31/12/2016 tarihli geçici kabul tutanaklarında herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği, eksik ve kusurların giderildiğinin bildirildiği ve geçici kabulün çekincesiz şekilde yapıldığı, TBK m.179/II uyarınca ifa ile birlikte istenebilecek nitelikte olan cezai şart bakımından alacaklının bu hakkını saklı tutmadığı, ayrıca eksiklerin tamamlanması için ek süre verilmesiyle önceki dönem yönünden cezai şart talebinden zımnen vazgeçilmiş sayılacağı, sonradan çekilen ihtarnamenin de bu durumu değiştirmeyeceği, gecikme cezası talebinin istenebilir hale gelmediği gerekçeleriyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı/karşı davacı vekili istinafında, karşı davanın reddine dair hükmün istinaf sebepleri kapsamında; dosyada mübrez bilirkişi kök ve ek raporlarının yetersiz ve afaki değerlendirmeler içermesine rağmen hukuka aykırı biçimde hükme esas alındığı, müvekkili/yüklenicinin davacı-karşı davalı alt yükleniciden gecikme cezası alacağının bulunmadığı yönünde soyut kanaatlerle karşı davanın reddedildiği, oysa taraflar arasında 17.08.2015 tarihli, teslim süresi 130 gün olan ... Fabrikası (...) ve ... Fabrikası (TİF) sözleşmelerinin bulunduğu, iş programının süresinde sunulması gerektiği, sözleşme bedelinin %5’i oranında teminat kesintisi yapıldığı, gecikme halinde günlük %0,1 oranında cezai şart uygulanacağının ve bu cezanın %15 ile sınırlı olduğunun kararlaştırıldığı, buna rağmen bilirkişi raporlarında işin teslim tarihi açıkça 28.12.2015 olmasına karşın geçici kabul tarihinin 31.12.2016 olduğu hususundan gerekli sonuç çıkarılmayarak gecikmenin varlığının göz ardı edildiği, davacı-karşı davalıya herhangi bir süre uzatımı verilmediği sabit olduğu hâlde işin süresinde teslim edildiği yönünde hatalı değerlendirme yapıldığı, teslim ile geçici kabul arasındaki sürenin gecikmenin açık göstergesi olduğu ve işin fiilen 266 gün gecikmeyle tamamlandığı, mahkemenin süre uzatımı verildiği yönündeki kabulünün sözleşmenin 20. ve 38. maddelerine aykırı olduğu, süre uzatımının yazılı delille ispat yükünün davacı-karşı davalıda bulunduğu, buna ilişkin hiçbir belge sunulmadığı gibi bilirkişi raporlarında dahi süre uzatımının anlaşılamadığının belirtildiği, gecikmeye sebep olan hallerin 5 gün içinde yazılı bildirilmesi şartına uyulmadığı, 17.12.2016 tarihli e-postanın süre uzatımı veya cezai şarttan feragat anlamına gelmediği, aksine eksik ve kusurlu işlerin halen devam ettiğini gösterdiği, dosyadaki çok sayıdaki yazışmanın teslimdeki gecikmeyi açıkça ortaya koyduğu, buna rağmen delillerin hatalı değerlendirilerek gecikme olmadığı sonucuna varıldığı, geçici kabulün ihtirazi kayıtlar içerdiği ve 12 kalem işin kabul şartına bağlandığı hâlde mahkemece ihtirazi kayıt bulunmadığı kabulüyle eksik ve kusurlu işlerin tamamlandığı yönünde dayanaksız kanaat oluşturulduğu, davacı-karşı davalının 266 günlük gecikmeyi hukuken geçerli delillerle bertaraf edemediği ve cezai şart talep hakkının sözleşme ile saklı tutulduğu; asıl dava yönünden ise işin süresinde ve gereği gibi teslim edildiğinin ispat yükü davacı-karşı davalıda olmasına rağmen bu hususta delil bulunmadığı, mahkemenin soyut “kanaat” ile hüküm kurduğu, işin kesin kabulünün yapılmadığı, asıl davanın kabulüne karar verilmesinin inşaat tekniğine ve hukuka aykırı olduğu, bu nedenlerle delillerin eksik ve hatalı değerlendirilmesi sonucu kurulan karşı davanın reddine dair hükmün kaldırılması gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması talep etmiştir. V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı/karşı davalı vekili, taraflar arasında 17/08/2015 tarihli anahtar teslim götürü bedel sözleşmeleri kapsamında üstlenilen ... A.Ş. ve ... A.Ş. ... inşaatlarının süresinde ve eksiksiz tamamlanarak geçici kabullerinin yapıldığını, buna rağmen hakedişlerden kaynaklanan %5 nakit teminat kesintisi ile açık hesap bakiyesindeki fatura bedelinden oluşan toplam 453.165,07 TL alacağın ödenmediğini ileri sürerek tahsil talebinde bulunmuştur. Davalı/karşı davacı vekili ise, işin sözleşmede öngörülen sürede tamamlanmadığını, 266 gün gecikmeli teslim edildiğini, sözleşmenin 38. maddesi uyarınca her gün için %1 oranında gecikme cezası kararlaştırıldığını, bu nedenle yüksek tutarda gecikme cezası alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek karşı dava açmıştır. İlk derece mahkemesince, bilirkişi incelemesi ve geçici kabul tutanakları doğrultusunda işlerin 31/12/2016 tarihinde eksiksiz ve ihtirazi kayıtsız kabul edildiği, yüklenicinin açık hesap ve teminat kesintileri yönünden alacaklı olduğu, teminat iade şartlarının oluştuğu; karşı dava yönünden ise, geçici kabul sırasında cezai şart hakkının saklı tutulmadığı, ek süre verilmesiyle önceki dönem yönünden cezai şart talebinden zımnen vazgeçilmiş sayılacağı ve TBK m.179/II kapsamında gecikme cezasının istenebilir hale gelmediği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.1)Karşı davaya yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; Taraflar arasındaki sözleşmenin 38. Maddesindeki "gecikme halinde günlük %0,1 oranında cezai şart uygulanacağı " düzenlemesi Türk Borçlar Kanununun 179/2. maddesinde öngörülen “ifaya ekli ceza” niteliğindedir.Türk Borçlar Kanunu’nun 179/II. maddesinde ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir denilmek suretiyle ifaya ekli cezayı düzenlemiştir. Bu cezaya, gecikme cezası da denmektedir. Anılan hükme göre, borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde, alacaklı hem aynen ifayı, hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilecektir. Bu nedenle, burada ceza koşulunun aynen ifaya ilave olarak talep edilebilmesi olanaklıdır. Borçlunun borca aykırı davranışı hâlinde alacaklının ifaya ek olarak talep ettiği alacak bir ceza koşulu alacağı ise, zarar koşulunu gerektirmez. Alacaklı borçlunun borca aykırı davranışı nedeniyle zarara uğramasa dahi kararlaştırılan ceza koşulunu talep edebilir. İfaya ekli cezai şartın istenebilmesi için sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmadıkça gecikmiş ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemesi gerekir. Aksi hâlde cezai şartı isteme hakkı düşer ve bu husus hâkim tarafından re’sen dikkate alınır. Gecikmiş ifadan önce keşide edilen ihtarla gecikme cezası isteme hakkı saklı tutulmuş, sözleşmede cezai şart talep edebilmek için ihtirazı kayda gerek olmadığı kararlaştırılmış ise ya da ifadan önce alacaklının bu hakkını saklı tuttuğu anlamına gelecek davranışları mevcut ise sonradan yapılan teslimde çekince konulmamış olsa dahi cezai şart isteme hakkı düşmez, talep edilebilir. Cezayı isteme hakkının saklı tutulması (çekince, ihtirazı kayıt), yenilik doğuran bir irade beyanı olup, ifa anında açıkça yapılmalıdır. Saklı tutma, teslim-kabul tutanağına düşülecek bir kayıtla veya ifayı kabulden önce yapılacak yazılı bildirimle yahut iş bedelinin ceza alacağı kesilerek ödenmesi gibi buna delalet eden bir eylem veya işlem ile gerçekleştirilebilir. Açık feragat ise, borçluya yöneltilen ve varması gereken bir irade beyanıyla veya sözleşmeye önceden ifanın çekincesiz kabul edileceğine ilişkin bir hükmün konulmasıyla olur. Bazen de, çekincenin varlığı bazı koşulların gerçekleşmesine bağlanabilir.Bu açıklamalar doğrultusunda dosya kapsamı değerlendirildiğinde, mahkemenin yukarıda özetlenen mevcut ret gerekçesinin ifaya ekli cezai şarta dair kanuni düzenlemeye uygun olduğu, davacının ihtirazi kayıt koyduğunu dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile ispatlayamadığı anlaşılmakla davalı-karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir.2) Asıl davaya yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde;Taraflar arasındaki sözleşmenin 12. maddesinde, teminatların iadesinin yalnızca geçici kabulün yapılması şartına bağlandığı, bunun dışında başkaca bir kayıt veya sınırlama öngörülmediği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından, taraflarca geçici kabul işleminin gerçekleştirildiği ve düzenlenen geçici kabul tutanağında işin eksiksiz ve kusursuz şekilde tamamlandığının tespit edildiği sabittir. Bu durumda, sözleşme hükmü uyarınca teminat kesintilerinin iadesi koşullarının gerçekleştiği açık olup, bu hususa yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Asıl davadaki diğer talep olan fatura alacağına ilişkin olarak ise, istinaf dilekçesinde mahkemenin bu hükmüne yönelik açık, somut ve gerekçeli bir itiraz ileri sürülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/07/2021 tarih ve 2018/448 Esas, 2021/527 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Asıl dava da alınması gereken 30.959,12 TL nisbi istinaf karar harcından davalı-karşı davacı tarafça peşin olarak yatırılan 7.739,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 23.219,34 TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Karşı dava da alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından davalı-karşı davacı tarafça peşin yatırılan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 672,70 TL'nin davalı-karşı davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Davalı-karşı davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 21/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.