Karar metni
Kaynak sistemden alınan tam metin, değiştirilmeden gösterilir.
T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : . KARAR NO : .
TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :. NUMARASI :. DAVACILAR :. . DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım) KARAR TARİHİ :. KARAR YAZIM TARİHİ :.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı tarafından müvekkilleri ..., ..., ..., ...' aleyhine Bursa... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasından ve yine müvekkilleri ..., ... ve ... ile .... Tic. Ltd. Şti. aleyhine Bursa.... İcra Müdürlüğünün.... sayılı takip dosyasından ve ilaveten müvekkilleri ...,... ile.... San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine ve Bursa ....İcra Müdürlüğünün ...sayılı takip dosyasından icra takibi başlatıldığını, işbu takiplerin halen derdest olduğunu, takip sonrasında vaki şikayet üzerine alacaklı ... aleyhinde... Savcılığının ... sayılı dosyasından tanzim edilen iddianame ile alacaklı-sanık ... ve işbu takibe dayanak senetlerde lehtar ve ciranta olarak yer alan dava dışı ... aleyhinde tefecilik yapmak suçundan dolayı Bursa ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... E. sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ve yapılan yargılama neticesinde sanıkların suçları sabit görülerek tecziyelerine karar verildiğini ve işbu kararın derecattan geçerek kesinleşmiş olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilerek müvekkillerinin Bursa.... İcra Müdürlüğünün.... sayılı takip dosyalarından davalıya borçlu olmadıklarının tespitini, İİK. 72/3 maddesi gereğince tedbir kararı verilerek, davalı haksız takip tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacıların basiretli tacir olduğunu, söz konusu kıymetli evrakları herhangi bir zorlama olmadan imzaladıklarını, müvekkilinin kendisine cirolanan kıymetli evrakları hukuki hakkını kullanarak icra takibine konu ettiğini, davacıların müvekkiline olan borçlarını ödediklerine ilişkin dosyaya herhangi bir yazılı delil sunmamış olduklarını, huzurdaki davanın tamamen kötü niyetli ve borcunu ödememek için açılan haksız bir dava olduğunu, söz konusu icra takibine konu kambiyo senetlerinin kesin hükümsüz olduğundan bahsedilmiş olduğunu, haklarında başlatılan takip dosyalarından borçlu bulunmadıklarının tespiti talep edilmiş olduğunu, yargıtay içtihatlarında da imzası borçlu tarafından ikrar edilmiş kambiyo senedi niteliğindeki bir belge alacağın varlığına kesin kanıt oluşturur denmekte olduğunu, davaya konu icra dosyası incelendiğinde müvekkilinin herhangi bir tahsilat yapmadığının açıkça görüleceğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilerek alacağın %20 sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemesine hükmolunmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu; "...Dava, Bursa .... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyalarında davacıların davalıya borçlu olup olmadığı hususlarının tespiti istemine ilişkindir. Davacılar,davalının tefecilik yaptığını,bu nedenle davalıya borçlarının olmadığını iddia etmişlerdir. Bursa .. İcra Müdürlüğünün .. esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular ..., ..., ..., ..., ...aleyhine 15/07/2013 vade tarihli 250.000 TL bedelli iki adet bonodan dolayı icra takibine başlanıldığı ve takibin derdest olduğu anlaşılmıştır. Bursa .. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular ..., ...,..., ....Ltd.Şti aleyhine 21/05/2013 vade tarihli 25.000 TL bedelli çekten dolayı icra takibine başlanıldığı ve takibin derdest olduğu anlaşılmıştır. Bursa. İcra Müdürlüğünün..esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlular ..., .......Ltd.Şti aleyhine 21/05/2013 vade tarihli 28.750 TL bedelli ve 25/04/2013 tarihli 68.500 TL bedelli çeklerden dolayı icra takibine başlanıldığı ve takibin derdest olduğu anlaşılmıştır. Bursa ... Asliye Ceza Mahkemesinin... karar sayılı dosyasında; sanıklar ... ve ... hakkında müştekiler Maliye Hazinesi, ... ve ... aleyhine tefecilik yapmak suçundan yapılan yargılama sonucunda sanıkların mahkümiyetlerine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Ancak ceza mahkemesi gerekçeli kararında sanıkların mağdurlara yönelik eylemleri somutlaştırılmamış, sanıkların kaç lira para verip karşılığında kaç liralık senet/çek aldıkları tespit edilmemiştir.Dolayısıyla mahkememizi bağlayacak bir maddi olgu tesbiti yapılmamıştır. Asliye Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında özetlenen müşteki beyanlarından davacıların davalı ...'ten bir miktar para aldıkları ve karşılığında alınan borçtan fazla tutarlı çek/senet imzaladıkları anlaşılmıştır. Hernekadar davalı ... tefecilik suçundan mahküm edilmiş ise de,davacıların ceza mahkemesindeki ifadelerindeki davalıdan bir miktar borç aldıkları beyanı karşısında ve senetteki imzaların inkar edilmediği de gözönüne alındığında davacıların icra takibine konu çek/senetlerden dolayı borçlu olmadıklarını yazılı delille ispat edemediklerinden davanın reddine karar verilmiştir. İhtiyati tedbir kararı uygulanmadığı için davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir..."şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının davacılara karşı tefecilik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararları bulnduğunu, tefeciliğe dayalı çek ve senetlerin ahlaka aykırı ve kesin hükümsüz sayılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Bursa... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyalarından dolayı, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin eldeki davada, İlk Derece Mahkemesi tarafından, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak da davacı yanlarca yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341. maddesi gereğince İstinaf Kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada, İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya münderecatında yer alan ve davanın konusu olan icra takip dosyaları incelendiğinde; Bursa ... İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyasında; davalı- alacaklı ... tarafından davacı- borçlular ..., ..., ..., ... ve dava dışı borçlu ... aleyhine, 15/07/2013 vade tarihli 250.000,00-TL bedelli iki adet bonodan dolayı icra takibi başlatıldığı; Bursa .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında; davalı- alacaklı ... tarafından davalı- borçlular ..., ..., .... Hava...Ltd. Şti. aleyhine 21/05/2013 vade tarihli 25.000,00-TL bedelli çekten dolayı icra takibi başlatıldığı; Ve Bursa .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında da; davalı- alacaklı ... tarafından davalı- borçlular ..., ...Hava ... Ltd. Şti. ve dava dışı borçlu ... aleyhine, 21/05/2013 vade tarihli 28.750,00-TL bedelli ve 25/04/2013 tarihli 68.500,00-TL bedelli çeklerden dolayı icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. Dava; Bursa.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyalarından dolayı, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Uyuşmazlık ise; davaya konu kambiyo senetlerinin davalının kesinleşmiş mahkûmiyetine konu tefecilik faaliyeti kapsamında düzenlenip düzenlenmediği, buna bağlı olarak davacıların takip konusu senetlerden dolayı borçlu bulunup bulunmadıkları noktalarında toplanmaktadır. Somut olayda, davacı yanlarca; takip dosyalarına dayanak çek ve senetlerin tefecilik nedeniyle düzenlendiği ve dolayısıyla da TBK'nın 27 nci maddesine dayalı olarak ve tefecilik sebebiyle davalı-alacaklı ve dava dışı hükümlü Aydın Saygılıer'e "kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olarak" keşide ve teslim edilmiş bulunmaları ve bu nedenle de "kesin hükümsüz olmaları" nedeniyle, işbu senetler ve senetlere dayalı olarak haklarında başlatılan takip dosyalarından borçlu bulunmadıkları iddia edilmekte olup, davalı ise; öncelikle davacıların basiretli tacir olduğunu, söz konusu kıymetli evrakları herhangi bir zorlama olmadan imzaladıklarını, kendisine cirolanan kıymetli evrakları hukuki hakkını kullanarak icra takibine konu ettiğini, davacıların borçlarını ödediklerine ilişkin dosyaya herhangi bir yazılı delil sunmadıkları, huzurdaki davanın, tamamen kötü niyetli olan ve borcunu ödememek için işin esasında haksız da olsa bütün hukuki mekanizmaları kullanmayı amaçlayan davacıların ikame ettiği haksız bir dava olduğunu savunmaktadır. Bursa ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin, 2013/1251 Esas-2020/364 Karar sayılı 07/07/2020 tarihli ilamın incelenmesinden, müştekilerinin ... ve ..., sanıklarının ise davalı ... ile dava dışı 3. Kişi .... olduğu, sanıkların üzerine atılı suçun, tefecilik suçu olduğu, yapılan yargılama sonunda sanıkların kendilerine yüklenen ve işledikleri sabit olan tefecilik yapmak suçundan mahkumiyetine karar verildiği, verilen kararın da üst mahkeme denetiminden geçerek, tefecilik suçu yönünden kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ayrıca Bursa ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin, ... Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, müştekilerin ifadelerinde; "New Holland traktörlerinin bayiliğini yaptıkları, 2011 yılında işlerinin bozulmaya başladığı, çıkış yolu aradıkları bir sırada ticaretten tanıdıkları şüpheli... vasıtası ile ... ile tanıştıkları, bu kişinin tefecilik yaptığı ve faizle para verdiğini bildikleri, bu kişiden 6 faiz oranı üzerinde değişik tarihlerde toplam 400.000,00-TL para aldıkları ve karşılığında da kendi şirketlerine ait çek ve senetler verdikleri, yaptıkları ödemeler sonucunda bakiye 315,000,00-TL borçlarının kaldığı ve bu borç için ... ile yapılandırmaya gittikleri, bu kapsamda alacaklısı ...olan iki adet 250.000,00-TL'lik toplamda 500.000,00-TL'lik senet verdikleri, bu senede karşılık ...'ün kendilerine çek ve senetleri iade edeceğini ifade ettiği, ancak bir kısmını iade etmediği, daha sonra 500.000,00-TL'lik senedi icraya verdiği, geri verilmeyen 188.000,00-TL'lik çekleri masrafa sayacağını ifade ederek haklarında, 770.000,00-TL'lik alacak için icra takibinde bulunduğu" şeklindeki beyanla şikayetçi oldukları; Müştekiler, ... ve ..., ... Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçe verdikten sonra, Bursa Mali Suçlar Büro Amirliğinde 10.10.2013 tarihinde verdikleri ifadelerinde de; "...'ün daha önceleri tefecilik yaptığını ve faizle para verdiğini, bunun üzerine ...'ten işlerini yoluna koyabilmek için aylık %6 faiz oranı üzerinden değişik tarihlerde toplamda 400.000,00-TL para aldıklarını, karşılığında da ...'e şirketlerine ait olan tam meblâğını hatırlayamadıkları çekler verdiklerini, daha sonra bu borcun 85.000,00-TL'sini kendisine ödediklerini, yapmış oldukları 85.000,00-TL ödeme karşılığında olan çeklerin tamamını günü geldiğinde bankaya ödediklerini ve çekleri aldıklarını, bu parayı ödedikten sonra ...'e ana paradan 315.000,00-TL borçlarının kaldığını, kalan 315.000,00-TL'lik borcu zamanında ödeyemedikleri için, ... ile oturup ve konuştuklarını, parayı ödeyemeyeceklerini ve biraz daha zaman istediklerini, bunun üzerine yeniden yapılandırmaya gittiklerini ve ...'ün 315.000,00-TL karşılığında 2 adet 250.000,00-TL'lik toplamda 500.000,00-TL'lik senet istediğini ve kendisine verdiklerini, dolayısıyla da borcun vadesini uzatmış olduklarını, ancak daha önce aldıkları borca karşılık vermiş oldukları çeklerin, ... tarafından kendisine 500.000,00-TL'lik senet verildiğinde iade edeceğini söylenmesine rağmen, birkaç tane çek dışında kalan çeklerin istenmesine rağmen verilmediğini, iade edilmeyen çeklerin toplam; 188.000,00-TL'lik çekler olduğunu, sonrasında ...'e giderek biraz daha zaman istediklerini, ancak ...'ün kendilerine borçlarının 770.000,00-TL olduğunu söylediğini, ...'ten 400.000,00-TL faizle para aldıklarını kabul ettiğini, ...'e 85.000,00 TL ödediklerini, diğerlerini ödeyemediklerini ve parası olunca ödeyeceklerini" beyan etmişlerdir. 6098 sayılı TBK'nın 27 inci maddesinde; "(1)Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. (2)Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur." hükmü düzenlenmiştir. Kambiyo senetlerinden olan bono arkasındaki temel ilişkiden bağımsız borç ikrarı içeren senetlerden olup, kural olarak bonoya dayalı bir alacağın ödendiğinin ispat yükü borçluya ait ise de, tefecilik nedeniyle düzenlenen bonolar TBK'nın 27 inci maddesine göre, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olduğundan kesin olarak hükümsüzdür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, 26/04/2021 Tarih ve 2020/4083 Esas-2021/4099 Karar sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere; ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden, 6098 sayılı TBK’nın 27/1. (818 sayılı Borçlar Kanununun 20/1.) maddesi hükmü uyarınca, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı sözleşmeler geçersiz olacağından, dava konusu bono hukuken geçerli değildir. Ayrıca, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, savcılıkta, haciz sırasında ya da polis önünde yapılan ikrar, mahkeme dışı ikrar olup; bir belge ile ispat edilebilirse, kesin delil hükmünde olacağı ve ikrarda bulunanı bağlayacağı açıktır (Bknz. Yargıtay 3. H.D.'nin, 12.09.2022 Tarih ve 2022/4418 Esas-2022/6383 Karar ve aynı Dairenin 01.11.2023 Tarih.... Karar sayılı kararları).
Tüm bu açıklamalar kapsamında somut olaya bakıldığında; davanın, Bursa .... İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı icra takip dosyalarından dolayı, davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, Dosya kapsamının incelenmesinde; Bursa ... İcra Müdürlüğünün.... Esas sayılı takip dosyalarının davaya konu edildiği, davalı tarafından kambiyo senetlerine dayanılarak icra takiplerinin başlatıldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, yine dosya kapsamındaki Bursa .... Asliye Ceza Mahkemesinin ...Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davalı ... ile dava dışı .... hakkında müştekiler ... ve ...'a yönelik tefecilik suçunu işledikleri gerekçesiyle mahkûmiyet kararı verildiği, kararın kanun yollarından geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince, ceza mahkemesince sanıkların mahkûmiyetine karar verilmiş olmakla birlikte gerekçeli kararda davacılara kaç lira para verildiği ve karşılığında hangi miktarda çek ve bono alındığının açıkça belirlenmediği, bu nedenle hukuk mahkemesini bağlayacak maddi olgu bulunmadığı, davacıların da borçsuzluk iddialarını yazılı delille ispat edemedikleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına ve usul hükümlerine uygun düşmemektedir. Şöyle ki; her şeyden önce, davalı hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmasına rağmen ilk derece mahkemesince bu kararın yalnızca sonuç kısmı değerlendirilmiş; ceza dosyasında bulunan müşteki anlatımları, tanık beyanları, bilirkişi raporları, soruşturma evrakı, iddianame kapsamındaki maddi olgular ile diğer deliller birlikte incelenmemiştir. Mahkemenin ret gerekçesinin temelini oluşturan "hangi para karşılığında hangi senedin verildiğinin belirlenememesi" olgusu, mevcut delillerle giderilebilecek nitelikte olup, mahkemece bu hususta gerekli araştırma yapılmaksızın sonuca gidildiği görülmektedir. Gerçekten de takip konusu üç ayrı icra dosyasında dayanak yapılan çek ve bonolar ile ceza dosyasında değerlendirilen kambiyo senetlerinin aynı hukuki ilişkiye dayanıp dayanmadığı araştırılmamış; her bir kambiyo senedinin düzenlenme tarihi, bedeli, lehtarı, ciro silsilesi ve ceza dosyasındaki maddi vakıalarla irtibatı ortaya konulmamıştır. Bunun yanında ceza dosyasında mevcut müşteki anlatımları, tanık beyanları, kolluk araştırmaları ve diğer deliller getirtilip birlikte değerlendirilmeden yalnızca mahkûmiyet hükmünün gerekçesindeki bazı ifadeler esas alınarak sonuca gidilmesi de eksik inceleme niteliğindedir. Bu haliyle de; ilk derece mahkemesince gerektiğinde ceza dosyasındaki tüm deliller getirtilip incelenmeli; takip konusu kambiyo senetlerinin mahkûmiyete konu tefecilik faaliyeti kapsamında düzenlenip düzenlenmediği belirlenmeli; tarafların bu husustaki delilleri toplanmalı; gerektiğinde ticari kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak gerçek temel borç ilişkisinin mahiyeti ortaya çıkarılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi uyarınca hâkimin davayı aydınlatma ödevi bulunduğu gibi, aynı Kanun'un 266 ve devamı maddeleri uyarınca çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hususlarda bilirkişi incelemesine başvurulması mümkündür. Somut olayda ise mahkemece uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu araştırmalar yapılmaksızın sonuca gidildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla da; eksik inceleme ile hüküm kurulmuş olması nedeniyle kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın belirtilen araştırmalar yapıldıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6 ıncı maddesi gereğince KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine iadesi ile, az yukarıda belirtilen eksiklikler giderilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca peşin alınan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine, 3-İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Kararın tebliği ve sair işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a hükmü gereğince, KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ... Üye ... ¸(e-imzalıdır) ... Katip ... ¸(e-imzalıdır)