Karar metni
Kaynak sistemden alınan tam metin, değiştirilmeden gösterilir.
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:13/12/2023 DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:06/07/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:10/07/2026
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1-son cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/07/2022 tarihinde, davalı ... Sigorta Şirketi nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesiyle sigortalı, diğer davalı ...'e ait ve davalı ... idaresindeki ... plaka sayılı araç ile sürücü ... yönetimindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında motosiklet sürücüsü ...'un vefat ettiği, ölenin davacının evladı oğlu olduğu ve bu ölüm nedeniyle davacının evladının maddi ve manevi desteğinden mahrum kalındığı, davalı sürücünün kusuru sonucu hadisenin gerçekleştiğini beyanla ve olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte artırılmış haliyle 187.857,51 TL destekten yoksun kalma zararının tüm davalılardan, 200.000,00 TL manevi tazminatın ise araç sürücüsü ve maliki olan davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI CEVABININ ÖZETİ: Davalı ... Sigorta Şirketi vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali sorululuk sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu, sorumluluklarının sigorta genel şartları kapsamında, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve azami poliçe limiti (1.000.000,00 TL) ile sınırlı olduğu, dava öncesi müvekkili şirkete usulünce başvuru yapılmadığı ve bu yöne ilişen dava şartı noksanlığının yerine getirilmediği, uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin diğer hak sahipleri yapılan destekten yoksun kalma tazminat ödemeleri sonrası bakiye 350.000,00 TL teminat limiti kaldığı, kusurun ve zararın usulünce ispatı gerektiği, dava öncesi müvekkili şirketin temerrüte düşürülmediğinden dava öncesi bir tarihten faiz istenemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin olayda bir kusurunun bulunmadığı, davacının desteği sürücünün müvekkilinin kullandığı aracın kör noktasına geçtiği ve bu nedenle kazaya sebebiyet verdiği, kusuru bulunmayan müvekkilinin tazminatla sorumlu tutulmaması gerektiği, aksi durumda dahi fahiş miktarda manevi tazminat istendiğini beyanla davanın reddini istemiştir. DELİLLER: Ereğli (Konya) 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/03/2023 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, tazminat bilirkişi raporu, ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanakları, nüfus kayıtları, tüm dosya kapsamı. İDM KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; uyuşmazlık konusu olaya ilişkin görülen ceza davasında toplanan delillere ve mahkumiyet kararına, kaza tutanağındaki belirlemelere ve tüm dosya kapsamına göre taraf sürücülerin ihlal ettiği trafik kurallarına göre davalı sürücünün %75 oranında asli derecede, davacı desteği olan müteveffa sürücünün ise %25 oranında tali derecede kusurlu olduğu benimsenmiş, tazminat bilirkişisi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu kullanılmış, %10 artırım ve iskontolu hesaplama yöntemi, desteğin asgari ücret düzeyindeki gelirine ve %25 oranındaki kusur durumuna göre davacı annenin desteklik payına düşen maddi zararın 187.857,51 TL olarak hesaplandığı, raporun usule uygun olduğu ve maddi tazminat davasının sübuta erdiği, manevi tazminat yönünden olayın meydana geliş şekli, kusur durumları, ölenin davacıya yakınlık derecesi, tarafların ekonomik ve sosyal konumları ile diğer etmenlere göre manevi tazminat isteminin haklı ve makul olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve 187.857,51 TL maddi tazminatın 01/07/2022 tarihinden itibaren (davalı sigorta şirketi yönünden 26/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat davasının kabulü ile 200.000,00 TL manevi tazminatın 01/07/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalılar ... ve ... vekili davalılar yönünden ayrı ayrı sunduğu benzer nitelikteki istinaf dilekçelerinde özetle; davalı sürücünün tüm trafik kurallarına uyduğunu, kurallara riayet etmeyenin davacının desteği müteveffa sürücü olduğunu, olaya ilişkin yürütülen ceza davasının henüz kanun yolu aşamasında bulunduğunu ve kesinleşmediğini, kusuru olmayan davalı sürücünün tazminatla sorumlu tutulmayacağını, aksi durumda dahi araç maliki olan müvekkilinin üzerine düşen tüm özen yükümlülüğünü yerine getirdiğinden aleyhine tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, davacı için fahiş miktarda tazminat takdir edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap vermemiştir. GEREKÇE Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalanların aynı kanunun 53/3. maddesi gereğince maddi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. Yine aynı kanunun 56/2 maddesi gereğince ölüm halinde ölenin yakınları manevi tazminat isteyebilirler. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Davalı ... idaresindeki araç ile davacının oğlu olan ...'nun kullandığı motosiklet çarpışmış ve bu kaza sonucu motosiklet sürücüsü ... hayatını kaybetmiştir. Davalı sigorta şirketi karşı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısıdır. Ölen davacının çocuğudur. Davacı, trafik kazası sonucu oğlunun vefatı nedeniyle ölenin maddi ve manevi desteğinden mahrum kaldığını belirterek oluşan zararlarının karşı aracın sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olan davalılardan tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda maddi ve manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas ve ... karar sayılı dosyasında verilen karar ile; davalı ...'in davacının yakını ...'na karşı işlediği taksirle ölüme neden olma suçundan TCK'nın 85/1, 62 ve 52. maddeleri gereğince 21.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Kural olarak Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 tarih ve 2008/4/564 esas, 2008/536 kararı). Bu bilgiler ışığında somut dosya kapsamı değerlendirildiğinde; 1-Somut davaya konu olayla ilgili kaza tespit tutanağında, kavşakta sola dönüş manevrasını hatalı yapan davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği; ceza dosyasında soruşturma aşamasında alınan trafik bilirkişisi raporunda da aynı kural ihlali benimsenerek davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu, ölenin hızı belli olmadığından kusur atfedilemeyeceğinin bildirildiği, ceza dosyasında kovuşturma aşamasında yapılan keşif sonrası alınan trafik bilirkişisi raporunda ise kavşakta sola dönüş manevrasını hatalı yapan davalı sürücünün asli kusurlu olduğu, kavşakta hızını azaltamayan müteveffa motosiklet sürücüsünün de tali kusurlu olduğunun rapor edildiği, yine ceza dosyasında kovuşturma aşamasında alınan alınan ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi raporunda da kavşakta sola dönüş manevrasını hatalı yapan davalı sürücünün asli kusurlu olduğu, kavşakta hızını azaltamayan müteveffa motosiklet sürücüsünün ise alt düzeyde tali kusurlu olduğunun bildirildiği; somut dosyada ise kusur raporu alınmadığı ve ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında mahkeme hakimi tarafından yapılan değerlendirme ile ceza dosyasında alınan trafik bilirkişisi ve ATK raporlarına itibar edilerek davalı sürücünün % 75, müteveffa sürücünün ise % 25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu görülmüştür. Bu haliyle, somut dosyada alınan ve olayın oluş şekli ile ceza dosyasında alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin kusur raporuna itibar edilerek kusur oranı belirlenmek suretiyle hüküm kurulmasında ve olayın oluş şekline göre ve özellikle davalının ilk geçiş hakkı olan karşı araca yol vermediği gözetilerek mahkemece belirlenen kusur oranında bir isabetsizlik bulunmadığından, davalılar vekillerinin kusur durumuna yönelen istinaf taleplerinin reddi gerekmiştir. 2-2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Aracın kayıt maliki olan davalı ...'nın aracın işleteni olması nedeniyle araçtan doğan zararlardan sürücüyle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olmasından dolayı, davalı ... vekilinin özen yükümlülüğünü yerine getirmesinden dolayı müvekkilinin işleten olarak sorumluluğunun bulunmadığına yönelik istinaf talebinin reddi gerekmiştir. 3-Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi hükmüne göre hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda, olay tarihi, tarafların statüsü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş şekli, haksız fiilin ölümle sonuçlanması, ölenin davacının oğlu olması, mütevefa sürücü ile davalı sürücünün kusur nispetleri, müteveffanın yaşı, ölümün davacı anne üzerindeki etkisi, paranın satın alma gücü, günün ekonomik koşulları ve yukarıda açıklanan ilkeler dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince davacı için takdir edilen manevi tazminat miktarı (200.000,00 TL) fazla olmayıp, davacı lehine takdir edilen bu tazminat ile davacının manevi zararının karşılanması sağlanabilecektir. Bu nedenle davalılar vekilinin manevi tazminat miktarına yönelen istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerekir. Hal böyle olunca, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalılar ... ve ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar ... ve ... vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar ... ve ... tarafından ayrı ayrı peşin yatırılan 1.169,40'ar TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 6.623,70'er TL istinaf karar harcının Hazineye gelir kaydına, bakiye 13.247,15 TL istinaf karar harcının davalılar ... ve ...'den müteselsilen alınarak Hazineye verilmesine, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin bu davalılar üzerinde bırakılmasına, 4-Artan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine, İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 06/07/2026 tarihinde 6100 Sayılı HMK'nın 361/1 ve 362/1-a maddeleri uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta süre içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. ...